o zamanlar sınıfın en çalışkan erkeği olduğumdan epey talep görüyordum. kızlar benimle aynı sırada oturmak istiyorlardı, öğle teneffüslerinde yanıma geliyorlardı. anlayacağınız ders çalışmanın bir boka yaradığı zamanlardı.
bi ara nereden estiyse sınıfta bir sevgililik furyası başlamıştı. eda, burak' ı sevdiğini söylemiş; burak, serpil' i sevdiğini söylemiş; serpil, yan sınıftaki batuhan' ı öpmüş... yani ortalık tam yalan rüzgarı. bizim sınıftan neşe diye bir kız da geldi yanıma ccksy* "ben seni seviyorum." dedi. tabii ben de o zamanlar sınıfın en çalışkan kızından hoşlanıyorum. bu neşe daha hayatında takdir belgesi görmemiş anca teşekkür... yediremedim kendime. her dönem sonunda takdir belgesini örtmeninin elini öperek alan ben ve yeşil kenarlı teşekkür belgesinden başka bir şey görmemiş neşe... olacak iş değil. hemen tersledim tabii. "ben seni sevmiyom. sen git sümüklü barış' ı sev!" deyip kovdum bunu. biraz sert çıkışmış olabilirim ama ben de sevdiğim kıza "bak boştayım. hoşlandığım kimse yok." mesajı vermeye çalışıyordum.
her neyse.
benim tepkimden sonra neşe' nin suratı bi acayip oldu. sonra koşa koşa çıktı sınıftan. o an ne olduysa 20 küsür kişilik sınıftan çıt çıkmıyor. tam yerime oturmak için arkama döndüm. bütün gözler bana bakıyor. ama öyle normal bir bakış değil, onların da suratları bi acayip. ben adım adım sırama gidiyorum ama onlar da benden adım adım uzaklaşıyor. ben yürüdükçe onlar uzaklaşıyor. sanki farkında olmadan altıma sıçmışım da kokudan kaçıyorlarmış gibi. aradan fazla zaman geçmedi öğretmenle birlikte neşe girdi içeri. neşe' nin surat kıpkırmızı olmuş. ağlamış, belli. öğretmen benle neşe' yi kapının önüne çıkardı, "her ne dediysen özür dile arkadaşından." dedi. ben de yarım ağızla bir özür diledim.
ertesi gün keyfim yerinde gittim okula. sınıftakiler de olanları çoktan unutmuştur diye düşünüyorum. ama hiç de öyle olmadı. sınıfa girdiğimde "günaydın." bile demediler. sıra arkadaşım ceren çantasını da almış, neşe' nin yanına geçmiş. hoşlandığım kız suratıma bakmıyor. sonraki birkaç gün de bundan farklı değildi. sınıftan tecrit edilmişim gibi geçti onlar da.
koca sevgililik furyasını resmen tek başıma bitirmiştim. benim olaydan sonra bir kişi bile çıkıp " ben şunu seviyorum." demedi. zaman geçtikte ortam yumuşasa da ben hiç eskisi gibi hissedemedim. zaten o senenin sonunda başka bir yere taşındığımızdan benim okul da değişti.
bu da böyle psikolojik hasar aldığım bir anımdır.
birkaç gün önce hoşlandığım kızdan arkadaşlık isteği geldi. görünce hemen kabul ettim. ertesi gün de bir etkinlik daveti yolladı. evleniyormuş. evet, tüm bu anıları hatırlamamın sebebi bu etkinlik daveti oldu.