severek ayrılmak

entry430 galeri
    411.
  1. Aylardan bir eylül ankarası, mevsim yazdan sonbahara dönerken, yol kenarından göğe doğru uzanmış ağaçlar bir kısım yapraklarını dökmüş, kalanlar ise tutunduğu dalı terk etmeyi bekliyorlar.

    Günlerden bir pazar ; hava birazdan olacaklara içlenmiş gibi hafif yağmurlu, havada ayrılık kokusu var. Sararmış güz dökümü yapraklar oradan oraya savruluyor...

    Kadınlardan bir kadın ; henüz 20'sinde, yüreğinde sevmek var. Henüz ayrılık acısını tatmamış. Ta uzak yollardan gelmiş, okumak için. Ama birazdan hayatının en büyük dersini alacağından habersiz. Adı yulinda. Ülkeye yabancı olduğu kadar insanlara da yabancı. Daha önce hiç kırılmamış kalbi...

    Bir erkek ; o sıralar 23'ünde. Sevgiye aç, yalnız, kimi zaman bencil ve acımasız,Güvenilmez...

    işte böyle bir günde Kızılay'da buluştuk. Kızılay'dan kurtuluş parkına doğru yürüdük. ikimiz de ürkek, ikimiz de bir şeylerin olmasında korkarcasına yürüyoruz.

    Bir müddet yürüdükten sonra kurtuluş Parkı'na geldik. ikimiz de durduk, "ne söylemek istiyorsun" der gibi baktı gözleri. Birazdan ne söyleyeceğimi sezmiş, bunun olmaması için yalvarır gibiydi...

    "ayrılalım" dedim. Ayrılalım çünkü ben kendime yetmiyorum.
    Küçük çekik gözleri bir anda doldu. ince kirpikleri sislendi. Ağlıyor muydu yoksa yağmur damlaları mıydı gözlerinden akan, anlayamıyordum.
    Dokunsam ağlayacaktı, yağmur olup yağacaktı belki de.

    O sustu, ben sustum, yağmur yağıyordu...

    Göz yaşlarını benden saklamak istercesine gözlerini gözlerimden kaçırdı. Gözleri gözlerime değince ağlayacağından korkuyordu. Sustu, konuşamadı, konuşunca ağlamaktan korkuyordu.

    Gözleri ; "gitme, seni seviyorum, beni bırakma nolur" der gibiydi.
    O sustu, ben sustum, yağmur yağıyordu...Yağmur, göz yaşlarına karışıp yanaklarından ince ince süzülüyordu.
    Hadi boşver, nolur gidelim, yağmur yağıyor hem bak... Der gibiydi. Ürkekti, yalnızdı ve çaresiz hissediyordu.

    O sustu, ben sustum, yağmur yağıyordu...

    Kollarını birbirine dolayıp, kendine sarıldı. Boynunu büktü, döndü ve yavaşça gitti.

    Artık gözyaşlarını daha fazla tutamadığını anlayabiliyordum. Göz yaşları yağmur olup yağmıştı gözlerinden. Omuzlarının titremesinden hüngür hüngür ağladığını anlayabiliyordum.

    Ve öylece gitti ; usulca, sessizce, ağlayarak çekip gitti...
    3 ...