yine sıcak bir haziran akşamı her zamanki gibi çilek yiyip sezen aksu dinlerken sözlükte duyarlı entryleri okuduğum duygusal bir anıma denk gelen bir süreç. mesaj kumun yanmasıyla birlikte "acaba yine hangi denyo ne yüzden hakaret edecek bana" bıkkınlığıyla imleci sürerken nereden bilebilirdim böylesi ilginç bir teklifle karşı karşıya kalacağımı?
bize hep okullarda mutsuz bir kadının ancak yarrakla mutlu edileceği öğretilirdi, o zaman anarko düşünürdük eleştirirdik.. şimdi öyle mi? bizzate hayatın içinden kesitler bu yaşadıklarımız..
yazdığın erkeklik kokan entyrlerinle amparator imajı yaratıyorsun, sanki onlarca berkecan biraraya gelse senin gibi sikemezmiş gibi hissettiriyorsun diye girmişti söze. daha sonra erkeklerin şerefsizliğinden ve eski aşklarından bahsetti. onu hayata ve cinselliğe küstüren eski başarısız ve yetersiz erkek arkadaşından bahsetti... yaşıtları yediği yarraklar sayesinde hayat dolu ve neşeli neşeli gezerken kendisi varoluş sancıları çekmeye başlamış ve depresyonun eşiğine gelmiş dediğine göre.
işte insan yazarken bu kadar hassas hayatlara da dokunduğunu görünce duygulanmıyor değil.
onu sakinleştirdim önce. her genç kızın tecrübesizliklerden geçeceğini ve önemli olanın o amın hakkını verebilecek birini eninde sonunda bulmak olduğunu falan söyledim. amın henüz kıymetini kavrayamayan insanlardan uzak durması gerektiğini de tembihledim. son 2 haftadır olumlu bakıyor hayata. sikilmenin hazzını yaşıyor adeta her an.
mutluluğuun formülü çok açık aslında.
bazen sadece yazmazsınız, derman olursunuz yalnızlıklara ve mutsuzluklara.