olaya sosyolojik-tarihsel geri plandan bakacak olursak yerlesik yasamın oldugu
her bolgede bir otoriteye de ihtiyac duyulmustur.
cunku o otorite barısı-toplumsal huzuru saglıyor. o otorite yani kral duzenli bir orduya-askeri guce sahip. icerdeki barısı ya da kolelik duzenini korumak, gerektiginde dısarıdan gelen saldırılara karsı savunmak, gerektiginde saldırmak icin.
islam dini ortaya cıkana kadar arap yarımadasında bilinen-kalıntıları olan
herhangi bir devletten-imparatorluktan bahsedemeyiz. islamdan once arap
yarımadası uzerinde boyle bir otorite merkezi hic olmamıs. mısır da var,
mezopotamya da var,anadolu da var, iran da var.
cevresindeki her bolgede var ama arap yarımadasında yok.
insanlar kabileler halinde yasıyorlar ve cogu zaman da savas-cekisme halindeler.
tek bir otorite olusturmaya yetecek yerlesik hayat kosulları yok ortada.
ırmak yok, gol yok dolayısıyla duzenli tarım yok. hic bir kabile digerlerine
ustunluk saglayıp genel bir otorite yaratacak kadar guclu degil.
kuraklık-kıtlık oldugunda, kotu gunlerde kabedeki putlardan medet umuyorlar.
sans ve kader kulturu sozkonusu. namaz kılarken secdeye varmıyor musun?
iste bu insanlar aynı hareketi islamdan once putların karsısında sergiliyorlardı. onlara saygı ve kurban sunarak medet umuyorlardı.
bu kosullar altında bu bolgeden peygamberden bol ne cıkabilir? cıkar catısmaları
oldugunda uzlasmayı saglayacak guvenilir-emin insanlara ihtiyac var.
tarih boyunca dunyanın hangi cografyasında arap cografyasında oldugu gibi
bir suru insan peygamberlik iddiasında bulunmus? bu yaratıcı amerikayı,
afrikayı,asyayı,avustralyayı neden unutmus, ihmal etmis.
yoksa oralarda tarih boyunca hic insan yasamamıs mı?