--spoiler--
Çünkü hayatın durdurulmaz akışı bunu böyle istiyordu.
--spoiler--
demiş yazar.
hayatın durdurulmaz akışı ve onun istekleri.
karşıya geçmeyi kafasına koymuş yüzücünün suya girdiği ilk anlarda ''ben geçerim oğlum, ben yaparım. güçlüyüm ben. ben yaparım, gücüm her şeye yeter benim'' derken denizin ortasında kendisini dalgalara bırakıp savrulması, sonra vardığı noktada ise pişmanlıklar, yetersizlikler, eksiklik hissi, acılar, öfkeler, kederler, bir kaç canlı anı eşliğinde seyretmesi hayatını.
belki de kaybolmak denizin ortasında, debelenmek.
hayatın bu durdurulmaz akışı da bu mu yani?
boşuna mı söylediğimiz beylik laflar? boşuna mı bunca inanmamız kendimize?
masallarımızın hikayelerimizin sonunda hep buradayız, bu noktadayız çünkü hayatın durdurulmaz akışı bunu böyle istiyordu mu diyeceğiz yani?
ne güzel demiş o zaman şair '' (bkz: cahit zarifoğlu)''
Acını yaşa
Öfkeni de yaşa
Ve seyret
Kendini sakın bastırma
Öyle su üste akan yaprağa bakar gibi bak
Uzanıp onu almaya kalkışma
Kendini suçlama, başkalarını da suçlama
Olacak olandan kaçınamazsın
O yüzden hiç bastırma kendini
Baskılama
Çünkü insan, bastırdığı duygunun esiri olur.
şimdi ne alaka demeyin :d sağdan-soldan konuşuyoruz, ben saçmalıyorum biraz filan :d çok severim de :d
şimdi masalda en hoşuma giden kısma geldik :d
--spoiler--
Devler Zayıflıklarını hissettikçe, eski saltanatlarının yıkılmaya, ömürlerinin sona ermeye yüz tutuğunu anladıkça vahşilikleri arttı. Kendi yumurtalarını, kendi yavrularını bile parçalayıp yediler. Kokmuş, çamurlaşmış su birikintilerinin başında, birbirleriyle boğuşup, yüzlercesi birden öldüler.
Ama hayat durmadan akışına devam etti, yeryüzünden izleri bile silinen devlerin bir zamanlar hüküm yürüttükleri yerlerde yeni canlılar türedi, o minimini memeliler gelişti, hele onların vücutlarındaki küçücük, yumuşacık bir parça, beyin dedikleri beyaz bir yığın, gitgide kudretini artırdı. O devlerle kıyaslanınca bir solucan kadar küçük kalan bir mahluk dünyaya pençeleri, dişleriyle değil, kafasıyla hakim oldu.
--spoiler--
zalimin sonu yaklaştıkça zulmü daha da artar, azgınlaşır demiş birinci imam.
devler gibi bütün tiranlıklar kendi sonunu hazırlayacak ve yıkılacaktır.
ve masalın sonu
--spoiler--
işte böylece, bir zamanlar kudretlerine son yokmuş gibi görünen, yeryüzünden silinip gidecekleri akla bile gelmeyen bu devlerin şimdi sadece bataklıklarda tek tük kemikleri, müzelerde iskeletleri ve masallarda korkunç, fakat zararsız hatıraları kaldı.
Çünkü hayatın durdurulmaz akışı bunu böyle istiyordu.
--spoiler--