kelebeğin rüyası

entry327 galeri video2
    316.
  1. Kelebeğin Rüyası; eeeeenn sükseli zamanlarında izlememek tercihimi kullandığım zamanında değil yakın zamanda izlediğim bir film.

    O zamanların Türkiyesi tam da böyleydi, yok değildi üstelik bazı şeyler art niyetlice tersten ve olumsuz gösterildi bahislerine girmeyeceğim. Konumuz filmse -ki öyle- daha ziyadesiyle siyasetten de uzaklaşmak adına biraz sinemasal değinmek istiyorum filme...

    Oyunculara ve oyunculuklara lafım yok, çekimlerin ambiansına da ama ama!.
    Eh yorum yapan benim var tabii çemkireceğim detay olmaz mı...
    Ben konum, ilgi alanım gereği -belki de bilmiyorum ama- filmin müziklerine pek bir takıldım azizim
    Bir filmde müzik de ne önemlidir aslında!
    Kelebeğin Rüyası'nda tam hikayede derinleşiyorum ama müziğiyle Anadolu'nun o genç Türkiyesi'nden kopup sanki Mississippi'ye ışınlanıyorum...
    Filmdeki edebi dil muhteşem zaten, gerçek karakterler ve yaşam öyküsü olması da çok etkileyici ama müzikler kuzum sahi niye öyleydi...

    Sonra ah!!! dedim Anadolu'nun her yerinden şairler, aşıklar yetişirmiş eskiden... Halkla iç içe, aşkla iç içe, yaşamla iç içe...
    ve bu değerli yazar/şairler üstelik liselerde hocalık yaparlarmış
    Öyle istanbul'da değil, özel okulda falan değil, Anadolu'da devlet okulunda..
    Ve yine eskiden ülke algısı herkes olduğu yerde sanayi ise sanayi, tarımsa tarım, sanatsa sanat yapabilsin vazgeçmesinmiş... Şimdi malumunuz istanbul'a en en kötüsünden büyük bir şehre gitmeden bunların hiçbiri olmuyor! Sanat deseniz halkın konusu bile değil artık.

    Kooooskoca ülkeyi istanbul'a hapsetmişiz dedim filmin anlatısının uzağında kendi çıkarımımla...
    Bravo bize!...
    Sonra düşündüm bırak Anadolu'da ders vermeyi, istanbul'u bile beğenmeyip yurt dışını tercih eden edebiyatçılarımızı..
    Neyse öyle işte..
    2 ...