MADDE 40. Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Kabahatler Kanununda
Gürültü
MADDE 36.- (1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. şeklinde düzenleme vardır.
Ramazan Ayı Müslümanlar için kutsaldır. Gayrimüslimlerin inanmayanların ve ya inanıp bu düzenden rahatsız olanların değil 20 saniyesi 1 salisesi bile gasp edilemez. Buna karşı çıkabilirsiniz ancak tabi olduğumuz kanunların lafzı ve ruhu bu manayı çıkarmaktadır.
Biz devleti, ve somut hukuk normlarını; beşeriyetin sağlığı, fikir ayrılıklarının yarattığı kaosu yok etmek için kurduk. Yetkilerimizi devredip bir sözleşme yaptık. Sözleşmeye aykırılıklar olur diye adli ve idari cezalar yaptık. Şimdi de bunların uygulanmasını istememize duyulan tepki nedendir? Bu baskı Anayasanın Din ve vicdan hürriyeti başlıklı"MADDE 24. Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, zorlanamaz; " hükmüne aykırıdır.
Bu sesli uyarılar (davulcu ...) bu toplumsal baskı; -konunun menşe-ine inme zamanı geldi diye düşünüyorum- Osmanlı Devleti'nden kalma; islam dininin, Ehli Sünni mezhebinin, Hanefi Tarikatının mutat asimle programının ve gövde gösterilerinin bir uzantısıdır. Yani siyasete bulanmış bir dinin can çekişen çığlıklarıdır. Zorbalığın kamçı sesleridir. inanana, inanmayana rahatsızlık vermektedir.
Hukukun bu duruma çözüm üretmesi hayati, zaruri ve ivedidir.
Kimsenin beni uyandırma, isteğim doğrultusunda dini eğitim verme, ibadet saatimin geldiğini hatırlatma vs.. konularında yetkisi ve hakkı olduğuna inanmıyorum. Ben bu inancımı yitirirsem bu dünyayı başınıza yıkarım Çünkü 'devlet benim, ben de halk!'
ezandan, Ramazan davulcusundan, fetvalardan, vaazlardan rahatsız olmak ve bunu dile getirmek Anayasal haktır.