tarih bilmeyen kişi zırvası. roger garaudy'nin geleceğimizde islam var kitabından, Hollandalı oryantalist dozy'nin sözlerini alıntılıyorum:
'Arap fethi ispanya için nimet oldu. Önemli bir sosyal devrimi gerçekleştirdi. Memleketin asırlardır altında inlediği sıkıntıların büyük bir kısmını ortadan kaldırıldı.. Araplar şu usule göre yönetti memleketi :Vergiler eski hükümetinkine nispetle azaldı. Köle çiftçiler veya gayri memnun esirler tarafından işlenen uçsuz bucaksız derebeylik alanları şeklinde paylaşılmış toprakları zenginlerin elinden aldılar ve arazide çalışanların arasında eşit olarak bölüştürdüler. Yeni sahipleri onu büyük bir gayretle ekip biçtiler. Ve en iyi hasadı elde ettiler. Ticaret, kendini ezen ağır vergilerden ve sınırlamalardan kurtulunca, büyük bir gelişme sağlandı. Kur’ an kölelerin uygun bir azatlık parası karşılığında hürriyete kavuşmalarına imkan sağlıyordu. Bu da yepyeni bir enerjinin ortaya çıkmasını sağladı. Bütün bu tedbirler genel bir refah seviyesinin çıkmasına sebep oldu. Müslüman egemenliğinin en başındaki hüsnü kabulün sebebi zaten bu idi.'
görüldüğü üzere, bir zamanlar islam'ın hüküm sürdüğü ispanya coğrafyasının madden ve de maddeten gelişmesinde en önemli rol, yine islam'ın kendisindeydi.
yine, Marmara Üniversitesi, iktisat bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu ile islam ekonomisinin tarihi gelişimi, kurumları ve teorik imkanları üzerine yapılmış bir söyleşide, Tabakoğlu'nun, islam coğrafyalarındaki, özellikle Osmanlı'daki ekonomik süreçle ilgili sorulan soruya verdiği şu yanıt ilginçtir:
'Mesela islam'ın ekonomik ilkelerinden servet ve mülkiyetin yaygınlaştırılması ilkesini vurgulayabiliriz. Gerçekten de islam tarihi boyunca servet ve mülkiyet yaygınlaştırılmıştır. Orta sınıflaşma, tabakalaşma gerçekleştirilmiştir. Örnekleri Ahiler. Ahilerden sonra bir yönüyle esnaf teşkilatının oluşması. Diğer yönüyle toprak sistemi, çifthane sistemi… bunlar orta sınıflaşmayı gösteren, servet ve mülkiyetin yaygınlaştırılmasını gösteren örnekler.'
bu cevaptan da anlıyoruz ki, içinde bulunduğumuz ve orta sınıfı yok eden, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan kapitalist düzenin aksine, islami ekonomi sistemi, orta sınıfın gelişmesine önem vermiş ve o coğrafyalarda yaşayan halkların refahını gözeten esnaf ve toprak sistemleri kurmuştur.
bu sistemlerin işleyişine ve hakkaniyetine dair bir örnek vermek gerekirse, örneğin bir esnaf, satmakta olduğu ürüne dilediği kadar kar koyamazdı. yani günümüzdeki o 'çok(!) serbest piyasa ekonomisi' yoktu. bu bakımdan halk, finansal anlamda ezilmekten kurtuluyordu.
bu açıdan bakıldığında da, islam ekonomisiyle yönetilen coğrafyalarda, bir çeşit proleter sınıftan bahsetmek mümkün değildir. çünkü, orta sınıfın refahı esastır. zenginlerin daha da zenginleşmesi, ancak ve ancak, orta sınıfın da gelirini benzer biçimde artırmasıyla mümkün olabilmekteydi.
kurumsal anlamdaki bu düzen ve birikim sayesinde, islam'ın hüküm sürdüğü coğrafyalar ihya olmuştur. granddük notaras'ın, 'Bizans’ta Latin şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim' sözü, Müslümanlarında sadece adaletine yapılan bir atıf değildi. onun bu sözünü, sosyo ekonomik anlamda değerlendirmekte fayda var. anlayana.