68 kuşağının devrimci önderlerinden. yapılabilecek tanımların en sadesi bir önceki cümledir. en yıkıcısı ise aşşağıda yazan;
idama, darağacına götürülürken, hüseyin inan, can yoldaşından, atilla keskin'den tek bir şey
ister:
"eğer birgün kurtulursan bu zindanlardan, eğer
birgün özgür olursan, bir sevdiğin olursa ve ondan da bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy..."
ölmeden önceki son isteği budur dede'nin...
aylardan mayıstır. zulüm ve dostluk, inanç ve erken ölüm birbirine karışmıştır; ama unutulmayan tek bir şey vardır: verilen sözler... insanın alnına yazılır.
üstelik aylardan mayıssa ve darağacına giden insanlar en sevgili arkadaşlarsa, dostlarsa, umutlarsa, direnişlerse ve sözkonusu olan onların son dileğiyse...
atilla keskin, mamak ve niğde cezaevlerinde dört sene kaldıktan sonra, 1977 yılında yurtdışına çıkar. kendi gibi yürekli bir kadını sever. bu kadından bir oğlu olur. unutmak mümkün müdür o son sözleri: "eğer
yaşarsan, eğer bir kadını seversen, eğer ondan bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy..."
ve dünyaya gelir o çocuk. hiç şüphesiz, adı hüseyin inan olur. dede inan...
almanya'dır gurbetin adı... aradan yıllar geçer, hüseyin inan büyür. sürgünlük büyür, büyür vatan hasreti, büyür yirmi iki-yirmi üç yaşında asılan yoldaşların özlemi...
ve birgün, küçük hüseyin inan, spor yaptığı yerden dönerken, sırt çantası yoldan geçen bir kamyona takılır. tekerleklerin altına sürüklenir birden dede inan. ve o an can verir... ve ne acıdır ve ne tuhaftır
ki, aylardan mayıstır... "oğluna benim adımı koy" diyen yoldaşın adını taşıyan ilk oğlu, ilk gözağrısı yine mayıs ayında alınmıştır atilla keskin'in elinden. alınmıştır yaşamdan...