bizim insanımız tanımak istemez. anlamak istemez. tahlil istemez. düşünmek istemez. kolay yoldan karşısındakini kalıba oturtup, şahsiyetleri kalıplara mahkum etmek ister. onun fikirlerini anlamaya çalışmaktansa kalıba sokup o kalıba dair düşüncelerini kişiye atfetmek nefsine daha kolay gelir.
oysa insan bir okyanus, kalıplar ise bir deniz dahi değildir.
yapılması gereken bir çay eşliğinde konuşmaktır. Allah'ın hepimize biçtiği kaderin tecellisi ile bu coğrafyada toplandik. yapmamız gereken birbirimizi kalıplara mahkum edip güce kavuştuğunda diğerlerini boğmak değil, birbirimizi koruyup kollamaktır. aksi Allah'ın kaderine isyandır.