koku hafızası

entry135 galeri
    90.
  1. gözümü açtığımda beni izlediğini fark ettim.

    o, anıların oluşturduğuna inandığı, her anının bir izi var dediği kırışıklarının arkasında pırıl pırıl parlayan kahverengi gözleri ile bakıyordu... yüzünde bir gülümseme. sağ eli çenesinin altındaydı.. bazı insanlara gülmek çok yakışır. ama sanırım en çok ona yakışıyordu...

    her sabah uyanmak için kahve içer. başka türlü uyanamaz... o gün buna yeltenmemişti bile.

    " kahve ister misin? "

    diye sorduğumda, hiç konuşmadan kafasını sallayarak hayır dediğinde aklımdan geçen ilk şey " bir insan daha ne kadar sevimli olabilir ki? " olmuştu.

    mutluluk ve huzur birbirlerini tamamlayan duygulardır. bir olmadan diğeri eksiktir. ve siz hissetmeye başladığınızda bu duyguları, doğal sarhoşluğun ne olduğunu anlıyorsunuz. o zamana kadar içtiğiniz tüm içkilerden daha güzel oluyor başınız. ayaklarınız yerden kesilmiyor. aklınız başınızda olmalı. başınızda olmalı ki tadına varabilesiniz. kaybetmeye alışkınsanız, elinizdekinin kıymetini iki kat bilirsiniz. ve gösterdiğiniz o kıymeti görüyorsanız dünyanın en şanslı puştu olmanız muhtemel...

    başı kolumun üzerindeydi.
    bir insanı göğüs kafesinizden içeri sokmayı hiç denediniz mi?
    ya da arkadaşlarınıza anlatmak için cümleye başlayıp, hiç bir şeyin onu anlatmaya yetmeyeceğini fark ettiğinizde, kelimelerin gerçek anlamda yetersiz kaldığını, görüp sustunuz mu?

    her gece bir sorunla başınızı yastığa koyup, her sabah tüm gece taş taşımız gibi uyandığınız günlerin aksine, tüy gibi yataktan kalkmanın ne demek olduğunu anladığınız an ki mutluluğu hiç hissedebildiniz mi?

    hep kıskandığım insanlar vardı. daha doğrusu gıpta ettiğim.

    hayatlarının en güzel yıllarında, onlar için doğru insanları bulup, huzur denen bu güzellikle yıllar öncesinden tanışmışlardı. hayata bakışları karamsar değildi. boş vermişlik yoktu. acı onlar için sadece bir baharattı. şimdi onlardan biri olmak, bu hissi yaşamak, öyle uyumak ve öyle uyanmak tarif edilemez.

    insanların neden evlendiğini şu iki ayda anladım.

    bir sabah uyanıyorlar ve güne başlarken görmek istedikleri ilk yüz yanı başlarında oluyor... ya da bir iki sefer tadıyorlar bu muhteşemliği ve bağımlılık yapıyor ve onsuz olamayacaklarını anlıyorlar.

    yılarca, sadece bir istek olan, ileride bir gün belki yaparım dediğim şeyi çok istiyorsam, bunun sebebi mutlulukla birlikte gelen " huzurdur "... ve dünyevi hayatın hiç bir duygusu onun kadar muhteşem değildir.

    sabah uyandım. gece bıraktığım yerdeydi.

    sağ kolumun üzerinde başı. sokulabildiği kadar sokulmuştu bana. kokusu tenimin üzerindeydi. iliklerime kadar işleyen huzurun o kokunun içinde saklı olduğunu keşfetmem uzun sürmedi...
    1 ...