ilham, kalbe bir takım mana ve fikirlerin düşürülmesi.
biraz daha kurcalarsak kalbe bırakılan bir tohumdan büyüyen filizlenen ve insan uzuvlarından taşan her türlü his, bilgi, cümle, şekil, her şey.
başım dertte bununla.
o şairlere o güzel şiirleri yazdıran, ressamlara görünmeyeni gösteren, yazarlara kelimeleri ipe kolye dizer gibi dizdiren, ölüme yaklaşan bir bedeni sanat ile diriltip ebediyet yolunu açıp sanatçı yapan
bu ilham
bana gelince 'la' çekmeyi; evvela kendi putlarıma, korkularıma alışkanlıklarıma, bağlılıklarıma, endişelerime, kaygılarıma, hatta bazı sevdiklerime la çekmeyi-vezgeçmeyi
daha sonra da 'illa' ile kendi kurtuluşuma koşmayı fısıldıyor.
önce yıkmayı, hiç olmayı daha sonra da vardan öte bir var olmayı belki de ilk defa 'ben' olmayı fısıldıyor.
korkuyorum. sonumdan korkuyorum,
peygamberim muhammedi hira dağına çıkartan da kalbine düşen ilhamdı
şahım hüseyini kufe ye gönderende.
kalbime düşenin ilham değil de nas suresi ile bile geçmeyen bir vesvese olmasından korkuyorum.
ilhamsa da, vesveseyse de
aman ağzımızın tadı bozulmasın diye takılıyorum etrafta.
bizim gibilere hiç gelmeyen, gelse de zaten görmediğimiz o işareti bekleyerek öleceğim galiba. belki de bu ses o işaret?
eğer öyleyse çok kızarım ama, milletin işareti karanlık sokakta beyaz güvercin olur bizimki yıllardır kendiyle konuşan benim iç sesim!
olur mu lan öyle