esenler otogarı

entry442 galeri ses1
    324.
  1. istanbula olan her otobüsle yolculuğum samandıra veya dudullu'da sonlanırdı hep. bir keresinde öyle uyuyakalmışım ki otobüste, sekiz şiddetinde deprem olsa uyanmayacağım cinsten.

    ömrümde hiç rastlamadığım inanılmaz bir gürültü, kargaşa ve bağırtıya uyandım ürkerek. gözlerim etrafı seçebilmek için kendine organik ayarlar çekmekte olduğu sırada; gürültüyle orantılı koşuşturmalar ve koltuğunda oturduğum otobüsün nedensiz sallanmaları karşısında 'aha' dedim, kendi kendime, 'büyük istanbul depremi'.

    ayıkma sürecinde kabus zannettiğim şeyin gerçek ve otogar için sıradan bir günün normal hali olduğunu anladığımda ise, 'eyvah' dedim. 'otobüs beni başka bir ülkeye götürmüş'.

    ankara'dan yanlışlıkla azarbeycan otobüsüne bindiğim, afganistan'a kadar uyuya kaldığım korkusuna kapıldım bir an. kabusum bir kez daha pik yapmıştı.

    ne ise ki, gürültünün arasından sıyrılabilmiş bir kaç türkçe kelime kulak kepçeme çarpınca korkulu bir ses tonuyla 'neresi yaa burası' soru cümlesini ağzımdan çıkarma cesaretini göstermiştim. yakınımdaki bir adamdan aldığım cevap 'esenler' olunca inanmayan bakışıma dövecekmiş gibi bir bakışla karşılık veren adam burnundan soluyarak 'essenler abi, essenler' diye kükremişti gürültüyü bastırma gayretiyle çıkardığı çatallı sesiyle..

    Daha sonra biriki kere daha yolumun düştüğü bu gar denen yer için, 'avrupa'nın bizi kıskandığı yer burası olmalı' demiştim ken kendime, uzaklaşmak için bir çıkış yolu aradığım sırada.
    2 ...