coğrafyasının farkında olan milletin doğru hissidir. bu coğrafya klişenin ötesinde zor bir coğrafyadır. bu coğrafyada kukla olmamanın tek yolu güçlü silahlı kuvvetlerdir. millet bu doğruyu genetik kodlarının verdiği hissle buluyor. ordunun yaptıklarına rağmen ona güveniyor. bu güvende ordunun yaptığı hiç bir olumlu hareketin etkisi yoktur. tamamen ordu-millet hasletinin neticesidir.
yapılan yanlışlara gelirsek, bu başlık altında 80 darbesini tartışmak ne derece doğrudur orası ayrı mesele. ama eğer devletten zulum gördü diye bir grup devlet düşmanı olsaydı bu en başta ülkücüler olurdu. beş bin şehidi var bu hareketin. cezaevinde yapılan işkenceler, solcuların işkencelerinden geri kalır değildi. bunun bilinmemesinin sebebi ülkücülerin işkence görmemiş olması değil devrimciler avrupa kapılarında iltica talebi için ağlayıp bizi böyle ezdiler şöyle ezdiler derken, ülkücülerin devletini şikayet etmemesidir. bu ülkenin g.t altına gidecek kadrosunun en başında her daim ülkücüler gelmiştir. yarın obür gün bir darbe olursada ilk alınacak, işkence edilecek olan ülkücüler olacaktır. siz sanıyorsunuz ki devlet ülkücülere sempati duyuyor. yok öyle bir şey. ülkücülerin devlet aşkı platoniktir bu ülkede. diğerleri ile zaman kaybetmeyin, sadece dönemin ülkü ocakları başkanı muhsin yazıcıoğlu'na yapılan işkencelere bakın, yeter.