sinemadan anlamayanların kafasının senaryoya hala basmadığını gördüğümüz film.
----spoiler----
anlaşılmayan şu ki, filmde 23 sayısını bulmak için abuk derecede kasılmamıştır. zaten film 23 sayısının lanetini anlatan bir film de değildir. the number 23 i bir bilim kurgu, alacakaranlık kuşağı tadında izlemektir asıl salakça olan. film baştan aşağı insanların "takıntı"larına odaklanmış, o noktadan başlayıp o noktada biten bir film. 23 sayısının bulunması için elbette kasılacak, çarpılacak, bölünecek vs vs. çünkü obsesif insanlar, mantıklı düşünüldüğünde gayet saçma gelecek fikirlere kesin bir gerçekliğe sahipmişcesine inanırlar. filmde de sparrow ve geçmişe ait yan karakterler çeşitli çıkarımlarla 23'e ulaşmaya çalışıyor. film özellikle 23'ün lanetli falan olmadığına inandırmaya çalışmış izleyiciyi.
diğer yandan "ya film de aslında öyle değil de böyle teması kullanılmış, yok süpriz son için kasılmış bık bık" edenler de olacak elbette. en başta belirttiğimiz gibi filmin ana karakteri obsesyon bozukluğuna sahip birisi, hatta şizofren bir kişilik. böyle bir durumda beklenen bir son olması saçma olurdu zaten. bu filmde 23'ün laneti gibi bir tema işlenmiş olsa olağan bir sonla bitebilirdi film. ama ortada lanet falan yok, gizem yok, sır yok! takıntı var, kişilik bozukluğu var, hastalık var ve tümünün sonucu olarak işlenmiş bir cinayet var. herşey sıradışı bir ruh hali ile süregelirken, filmin sonunun "öyle değil de böyle" temalı olması gayet doğal. hollywood'un popüler bitiriş tarzı ile alakası yok, zaten filme gidenler sonunun "bruce willis aslında ölü" şeklinde olmadığını da rahatlıkla görecekler.
oyunculuğa ise söyleyecek hiç bir şey yok. "mükemmel" demekten başka...
----spoiler----
ayrıca jim carrey tamam döktürmüştür, aşmıştır falan ama film de bir eternal sunshine of spotless mind mertebesinde değil kesinlikle.