kime gore diye soruluyorsa kendine gore celiskisiz yazar.
karsımızda kafası karısık, celiskilerle dolu bir genclik var.
ben meseleye temelinden yani hukuk uzerinden, birey ve bireysel ozgurlukler
uzerinden yaklasıyorum. cunku oyle yaklasmazsak isin icinden cıkamayız.
homojen bir toplum degiliz, farklı etnik gruplar ve dinsel inanclar var.
birarada barıs icinde yasamanın yolu da birey merkezli ozgurlukcu bir hukuk duzeninden
geciyor. tarihsel surec icinde sadece dogu-batı musluman-hristiyan savası olmadı.
laiklik kavramı durduk yerde ortaya cıkmadı.batıda 17. yuzyılla beraber
bir suru din savası yapıldı,binlerce insan oldu. kilisenin siyasi
etkinligini kırmak icin protestan mezhebi dogdu. adamlar on yıllarca
kendi aralarında din adına savastılar, binlerce insan oldu. sonunda akılları
baslarına geldi,biz ne yapıyoruz dediler. bu isin sonu gelmeyecek, en iyisi
herkesin dini kendine olsun diyerek laiklik kavramının temelini attılar.
devlet dine karsı mesafeli durdu, her cemaat kendi dinsel inanclarını bir kamu
duzeni icinde yerine getirdi. kendi masraflarını ihtiyaclarını kendi ceplerinden
karsıladılar. kendi ibadethanelerini kendileri yaptılar. biz de bakıyorsun
imamlar hala devlet memuru olarak devletten maas alıyor. diyanet isleri belli bir mezhebin anlayısına gore sekillenmis. devletin amacı dini kontrol altında
tutmak, denetlemek. biz laikligi dogru anlamıs dogru uygulamıs bir ulke degiliz.
o yuzden onumuzde batı gibi bir ornek varken daha dogru dusunmemiz gerekiyor.
laikligin ne kadar onemli oldugunun farkına varmak icin ille millet birbirini mi
bogazlasın? o zaman mı akıllanıp biz birbirimizi bosuna olduruyoruz,
herkesin dini kendine olsun diyecegiz?