elimiz bir kalem alalım ve iyice bükelim. kalemi büktüğümüz zaman elastik bir yapı alır ve bir enerji depolar. bükmeye devam ettiğimiz an ise bir anda kırılır ve çaatt diye ses çıkar.
deprem de tam olarak budur.
lithosphere elastik bir yapıdadır ve büktüğümüz zaman ya da stress uygulandığı vakit kalem gibi enerji depolar. belli bir eşikte sonra kırılmalar meydana gelir ve bildiğimiz deprem ortaya çıkar.
ayrıca depremler plate boundaries (levha sınırları) ile de doğrudan ilişkilidir. dünya yüzeyi (crust) yapboz gibi parçalı bir haldedir ve bu sınırlarda (boundaries) plate'ler devamlı hareket halinde olurlar.
üç tür levha tektonik türü var; divergent, convergent ve transform.
ilk ikisini boş verin.
transform boundaries'lerde depremler daha sık olur. çünkü levhalar birbirine paralel hareket eder ve kayaların üzerine birer stres biner ve kayaları (rocks) deformasyona zorlar. yukaridaki kalem örneğinde olduğu gibi stress belirli bir eşiği geçtiği an yoğun bir enerji boşalması yaşanır. aha bu da depremin bir başka ifadesi.
daha sonra hypocenter'den (merkez üssü) kırılan kayalardan dolayı vibrasyonel enerji yayılır. bu yayılma dalgalar şeklinde her yöne hareket eder ve evde kıçımızı devirip biz yatarken sallanmamıza neden olur. bu dalgaların da kendi içlerinde türleri var; body ve surface dalgaları diye.
body dalgaları crust'ın altında hareket eder ve ikiye ayrılır; p ve s diye.
p yani primary dalgalar detektörlere gelen ilk dalgalardır. yani s (secondary) dalgalardan daha hızlı ve uzunlamasına hareket ederler.
s dalgaları ise detektöre gelene ikinci dalgadır ve uzunlamasına değil dik açıyla hareket ederler.
surface dalgaları ise yüzeyde hareket eder ve yıkıcı bir etkiye sahiptir. ortalığı darma duman eden yıkımlar bunların eseridir işte.
bunlar da love ve rayleigh dalgalarıdır.
love dalgaarında hareket yine uzunlamasınadır ama dalgalar sağa-sola hareket ederecek ilerler.
rayleigh'te ise bunlar saat yönüne ters bir şekilde dairesel hareketler halinde ilerler.
işte deprem dediğimiz bok budur. boynumu ağrıttı meret.