baba anneme söyle öldüm, daha parlayabilirdim söndüm. ben masalımı da gördüm.
filmi ilk izlediğimde çocuk sayılırdım, sadece sonunda duygulandım. hiç ağlamadım.
filmi 2. izlediğimde gece 2-3 civarı, kanal d, evde tekim. cemil komserin yaşadıklarının benzerini yaşıyordum, babası değil oğluydum sadece. çok ağladım. içimde biriktirdiklerim, allaha isyan olmasın diye kusamadıklarımı, sanki yaşadıklarıma değil de filme imiş gibi dışarı akıttım. ağladım küfrettim kızdım.
daha sonra 2 defa daha bilgisayardan açtım izledim güzel günlerde, bu sefer filmin her duygusal sahnesinde filme değil o geceyi hatırlayıp o geceye ağladım.
hikayesi olan bir film.
niye beğenmiyorsunuz anlamış değilim. hayattan kopan insanların, yok olmaya gidenlerin bir hayat kadınının, bir tinercinin, 7-8 sokak çocuğunun, 1 mafyanın, kendisini yakmaya çalışan bir memurun, evladını kaybedecek olan hayattan hiçbir beklentisi kalmamış olan bir komiserin, yüzü ve kalbi yaralı bir uyuşturucu satıcısının,
küçük hasta bir kızın son dileği için çırpınışlarını anlatıyor film.
bir başkası için çırpınırken kendi hayatlarının hesabını da soruyorlar seyirciye.
o dönemi göz önünde bulundurursak, bence çok güzel bir film.
filmin iki güzel şarkısı
mfö-bir sonsuz yağmur yağsa