her sene izleriz bir kadın ve bir erkek çıkar, stüdyodaki seyircilerin ne kadar muhteşem olduğundan bahseder televizyonları başındakilere. "-what a wonderful crowd it is" ama bu hiç bir sene sekmez. yarışma hangi ülkede yapılırsa yapılsın hep aynı cümleler çıkar ağızlarından. birbirleriyle olan diyalogları da daha önceki yılların farklı versiyonlarıdır. sürekli aptalca iltifatlar ve "e hadi artık alkışlayın ama daha önceki senelerde de öyleydi" psikolojisi içinde tavır takınıp, seyircileri yönlendiren bir bayan ...pardon ...iki "bayan" sunucu.
katılan şarkılardan biraz bahsedelim. ne kadar boktan olursa olsun, sahnedeki sıkıcı görsel şovlar, göğüs dekolteli sarışın solist, "-i love you my baby", "-bring me back my heart", "-let's love each other", "-say you miss me come and kiss me" gibi artık baygınlık getiren sözleri barındıran şarkılar ve o şarkıları delicesine beğendiğini belli etmeye çalışan bilmem kaç bin kişilik güruhun çıkardığı gürültünün az veya çok olmasından etkilenerek oluşturulan puanlama listeleri, sanırım hiç kimsenin gözünden kaçmamıştır.
ha unutmadan ...
bir de dostluk mesajları verilir, seyircilerin ellerinde çeşitli ülke bayrakları vardır. hatta politik olarak aralarında problem yaşayan iki veya daha fazla ülkenin bayraklarını beraber sallarlar salondaki mevzu bahis ülkelerin vatandaşları... bu hiç değişmez ama hiç ... değişmeyen bir şey daha vardır. o aralarında politik açıdan problemler yaşayan ülkeler nedense oylama sırasında birbirlerine hiç puan vermez. yada bir ülke, diğer ülke artık son sıralardaysa ayıp olmasın diye belki birkaç puan verir. zaten şarkılar söylendikten ve şovlar sonra erdikten sonra verilen puanlar, bir önceki eurovision şarkı yarışmasının yapıldığı tarihten başlayarak bir sonraki eurovision şarkı yarışmasının yapıldığı tarihe kadar geçen zaman içinde vuku bulan politik olayların bilinç altı değerlendirilmesinin dışa vurulmasıdır zannımca.