yiğit bey iyi senarist, canı istediğinde ne oyunlu ne buluşlu sahneler yazıyor sık sık şahit oluyoruz. ictimalardan sayı saymayı öğrenen ayla, marily monroe'ya bağlanan ali atay aksı gibi....
ancak aklı başında bir yazarın kendi isteğiyle yapmayacağını düşündüğüm bazı hatalara olur vermiş gibi. kendisine kondurmamak için böyle söylüyorum. inanılmaz tekrarlı sahneler, sadece ve sadece ortalama seyircinin gözyaşını sağmak için kurulmuş planlar, yazılmış replikler ve boş sahneler filmi hantallaştırıyor. 2382 kez veda eden baba kız, en az bir dakika daha kısa çekilmesi gereken marilyn monroelu karakter finali gibi şeylerden bahsediyorum. şunu yapacağım ağlayacaklar tavrı filmin gerçek ve müthiş güçlü öyküsüne de haksızlık etmiş oluyor. bunu final sahnesini çetin tekindor banktayken kesip gerçek görüntülere geçmek yerine gerçeğini göstereceği sahneyi illa çekme hevesinden de anlıyorsunuz.
filmin görüntü yönetmeni inanılmaz iş çıkarmakla birlikte ilk baskın sahnesinden kulübede rehin alınışa kadar bazı mizansenler hem yazıldığı hem çekildiği haliyle akıl dışı. ilk 60 dakika bu kusurlara rağmen eli yüzü düzgün ilerleyen ayla, sonraki 568456804 dakika "bayla"'ya dönüşüyor. filmin ikinci yarısı inanılmaz uzun. son perdede 30 dakikanın büyük kısmının hiç olmaması filme hiçbir şey kaybettirmeyecekmiş. ben burada içgüdülerime güvenip yapımcı mustafa uslu'nun yeni eşi sinem öztürk'e rol açmak için filmin hikayesini gereksiz yere uzattığı tahmininde bulunacağım. bu hamle sinem öztürk'ün, karakteri kötü yazılan esra dermancıoğlu'nun da önüne geçerek filmin en başarısız ismi olmasına yol açmış oysa.
sürekli supertitlelar ile zaman atlamaları yaşayan filmin bu hikaye kurgusunun sona doğru can sıktığı, filmin kısacık bir bölümünün geçmesi gereken 90 ve 2000'lerde çok zaman kaybettiği aşikar. bu da çetin tekindor üzülmesin diye herhalde, ne diyeyim. elinde hayatının performansını çıkaran ismail hacıoğlu varken, onu son yarım saate girerken bırakmak akıl karı değil.
film, güçlü hikayesi daha iyi anlatılsa, zaten kültür bakanlığı'ndan bilmemnesine kadar para yağdırılmışken reklamcı yönetmeninin elinde thy ve hyundai viraline dönüşmese, son kısmı başta olmak üzere kısalsa, eric roberts yerine daha ciddi bir aktörle anlaşılsa ve türk hamasetine girilmese oscar'ın en güçlü adayı olabilirmiş. ellerimizle bu büyük fırsatı tepmişiz.
son olarak, i. hacıoğlu mükemmel, murat yıldırım şaşırtıcı derecede iyi, üçüncü asker rolünde mecnun çınar var. damla sönmez rol kurbanı, başrolle bağı çok geç ve seyircinin anlayışına bırakılarak sahnesizce kurulan büşra develi ise gayet iyi.