yaklaşık 2 saat önce geldim okuldan eve. uzun zamandır temizlemediğim için ev, çok pis görünüyordu. kalktım önce süpürdüm sonra da bir güzel sildim. çay demledim kendime, desperate housewives'tan birkaç bölüm izledim. bir insanın nasıl yıkıldığına yine şahit oldum derken kendimi sorgulamaya başladım.
lisede epey popüler bir çocuktum. kızlar, erkekler yanımdan eksik olmazdı. sonra lise sonda babam iflas etti ve bok gibi bir puan çektiğim için hiçbir liseye giremedim. 2 sene sonra nihayet üniversiteye geldim. tamam dedim, bütün sorunlar bitti. ailemden tek isteğim bir evdi. allah razı olsun bana evde açtılar.
hala bir şeyler tam değil ama. düşünüyorum düşünüyorum ama bulamıyorum ne olduğunu. kafamı toparlayabilmek için bir şişe şarap açtım ve boş gözlerle televizyona baktım. neden hala mutlu olamadığımı idrak ettim.
yalnızım. hem de çok.
ortalama 3 senedir adam akıllı konuştuğum bir arkadaşım yok. ortalama 7 yıldır bir kızın elini tutmadım. televizyona boş gözlerle bakmayı sürdürürken televizyonun sesinin sonuna kadar kısık olduğunu fark ettim. benim en büyük sorunum da buydu işte. ben kendi sesimi kısmıştım. kimseyle konuşmuyor, görüşmüyor; kimseye güvenmiyordum. yaşadıklarımdan öğrendiğim tek bir şey varsa o da insanların içinde hiçbir iyiliğin kalmadığıdır.
ne yeni tanıştığım insanlar ne eskiden beri tanıdığım insanlar. hepsinin toplamı bir '' insan '' etmez.
düşüncelere daldığımda ani telefon çalmasıyla irkildim. arayan annemdi. yine sesimi duymadan uyuyamamış. buradan herkese sesleniyorum! hayattaki tek gerçek şey ailedir. diğerleri mi? diğerleri sadece ihtiyaç!