içimde öfke var. Biliyorum ne demek olduğunu madenci çocuğu olmanın ne demek olduğunu. Açık ocak veya kapalı ocak. Kapalı ocak daha tehlikelidir. Toprak, dağ uyanmadan sessizce vücuduna girip o parçaları çıkarman gerekir. Açık ocakta hemen yanında bir dağ A4 kağıdı gibi yavaşça sana kayabilir. Seni yuttuğunda ciğerlerine toprak dolar. Nefes aldıkça içine kum dolar.
Madenci aileleri her gün vedalaşıp gider. Bilirler ki o gidiş son gidiş olabilir. Dualar edilir, kazasız belasız dönmesi için. Gece de gündüz de birdir madende çalışanlar için. Aydınlık olsun diye karanlığa girerler. Kömür karası, ışık olur, ekmek olur. Ve ben her zaman madencilerin ellerindeki siyah kömür karasını gördüm. Ekmeklerini nasırlı elleriyle böldüğünü, çocukları için verdiği emeği. Okusunlar diyorlardı hepsi. Okusunlar. Vatana, memlekete hayırlı bir evlat olsunlar diyorlardı. Sağlıklarını ocaklarda bırakıyorlardı. Birçoğu ya maden kazası geçiriyor ya da zor çalışma şartlarında hastalığa yakalanıyorlardı. Ama ne yaparsın ekmek parası diyorlardı.
Bugün Şırnak'tan gelen haberler bir kez daha soma'yı, karaman'ı, Zonguldak, Kütahya'yı hatırlatıyor. Hep son olsun diyorsun. Çocuklar, bebekler babasız; analar, babalar evlatsız; eşler kocasız kaldı. Hep son olsun bunlar hep.