Oğlumun 2055 bayram günlüğü...
Sabah kalktım.
Banyoda, kulağımdaki çipten benim için hazırlanmış haberleri dinlerken bir ayrıntıya takıldım:
Bayrammış bugün...
Daha fazla ayrıntı istedim: Dijital arşivin eski bayramlardan derlediği bir fasıl çalmaya başladı.
50 yıl öncesine gittim.
* * *
Babam anlatırdı:
Eskiden ramazan geldi mi aileler bayramlaşmaya birbirine gidip gelirmiş.
Ben de çocukluğumdan hayal meyal hatırlıyorum. Babamın anneannesi bütün aileyi toplar, nasırlı ellerini semaya kaldırıp hayır duaları okurdu. Ailenin büyükleri ceplerimize şeker ve harçlık doldururdu.
Zamanımızın "tek kişilik aile"lerine bakınca insan, çekirdek aileyi bile özlüyor.
* * *
Tatildi eskiden bayram... insanların bugünkü gibi çalışma gün ve saatlerini kendilerince belirleme lüksü yoktu.
Ben de bayram tatili ilan ettim bugünü....
Salonu karartıp eski bayramların anısına düzenlenen sembolik kutlamaları uydu görüntüleriyle üç boyutlu izledim; görüntülerin arasında gezdim.
Baktım, Boğaz'ın 20 köprüsüne ve "büyük deprem"den sonra kurulan gökdelenlerin arasına lazerle mahyalar yazılmış.
Harçlık verme âdetini hatırlatmak için de para basılmış; banknotlar piyasadan kalktığından beridir neredeyse unutmuştuk parayı...
Keyif için internette bayram alışverişi yaptım; avuç içi bilgisayarıma bayram şekeri ısmarladım. Ekranda gördüğü nesneyi tadı ve kokusuyla basabilen yazıcıma yolladım; çıktıyı yedim. Çocukluğumdan hatırladığım tat bu değilmiş gibi geldi.
* * *
Merak edip arşive girdim; 100 yıl önceki gazetelere baktım.
Sonra bir de 50 yıl öncekilere....
Hayret, ikisinde de neredeyse aynı başlıklar vardı.
"Kıbrıs... AB... Ordunun müdahale yetkisi... Başbakan-basın çatışması... Yeni yetme zenginler ve fakir düşmüş eskiler..."
Kasvet bastı içimi...
On yıllar boyunca nasıl bir girdapta çırpınıp durmuşuz.
Ne vakit kaybı!..
Belki de ondan, 50 yıl öncesinden bir bilgenin atasözü yazıyor, bayramlık "nostalji berberi"nin neonlarında:
"Enseyi karartmayın!"
* * *
"Bayram soğuk geçecek" diye bildirmiş yarım asır öncenin gazeteleri...
Mars'taki arkadaşıyla sanal ortamda tenis oynamakta olan kızıma gösterdim, inanamadı:
"iklime müdahale edilemiyor muydu o zamanlar" diye sordu.
"Hayır" dedim. "iklime de müdahale edilemiyordu, genlere de... Kanser devasızdı; AIDS de öyle..."
* * *
Bizim kız uzay yolculuğuna çıkacak bu hafta sonu...
Maziyi hatırladım:
Biz de her bayram uzun yolculuklara çıkardık. Daha doğrusu henüz gezegenler arası seyahat başlamadığından biz onları "uzun" sanırdık.
Yine de güzel günlerdi.
Nerde o eski bayramlar!..
Efkârlandım.
Kulağımdaki çipten beynime yayılan fasıla daldım.
Ve bayram şerefine, peş peşe tıkladım bizimkilerin sanal mezarlık adreslerini...
En sevdikleri şarkıyı iliştirdim.