vuuhuu! Küba'ya başlık altında methiyeler düzülmüş, maşallah destanlar yazılmış...
hatta dangalağın teki "kübada trafik yok, çok sakin bir hayat var" diyor(!).
Küba'da yalnız trafik değil, hiçbir şey yok.
Dünyanın nüfusuna oranla en çok doktora sahip ülkesinde, doktor maaşı 30 dolar.
Daha fazla kazanmaya gerek yok çünkü satın alacak hiçbir şey yok. gerçi müzik olsun dans edelim yeter dersiniz siz şimdi!
Hemşireler de ayda 1 dolar alıyorlarmış. Sonra bu kızlardan bazılarını sabaha karşı otel lobilerinden topluyorlar.
Yollarda aydınlatma yok, arabalara benzin yok. inşaat yok. Binalar bakımsızlıktan dökülüyor. Kaldırım kenarlarında, bilirsiniz, 1958 ve daha öncesi Amerikan arabaları "balina leşi" gibi yatıyorlar, Chevrolet, Cadillac, Packard, Buick, Plymouth, Oldsmobile... Ancak "dönem filmlerinde" görebileceğiniz antikalar.
Ama fuhuş var, hem de çok yaygın. Bir buzdolabı halka 100 dolara, ordu mensubuna 4 dolara satılıyormuş! Küba'da herkes eşit ama bürokratlar biraz daha, biraz değil çok daha eşit.
Ekonomi daha çok "trampaya" dayalıymış, takas ekonomisi. Bazı ürünler de dönem dönem karneyle veriliyormuş, bu kimi zaman ekmek, kimi zaman bakliyat, kimi zaman giysi olabiliyormuş. vay anasını "Cennet".
Basında magazin haberi yazmak yasakmış, Internet kullanımı da sansürlü ve kısıtlı.
Belli yerlerden ancak "bir saatliğine" kontör alınabiliyormuş. Ya da ayda 500 dolar bastıracaksın torpilli modem hattı almak için, bir doktorun on altı aylık maaşı.
Devletin çıkardığı bir tek gazete ve bir tek televizyon kanalı varmış. Fakat okuma yazma oranı yüzde 100. Devrim Küba halkına kimlik ve kişilik de kazandırmış.
bütün bu "Küba'yı parlatma" çabaları içeren entryler gerçekten hoşuma gitti ve götümle gülmemi sağladı...
ha unutmadan...
bir andaval da Küba'nın "teknolojiden uzak" olmasını övmüş. çok ilginç Bunu da bilgisayarında yazıyor herif...