çok sevdiğim bir dostumdu. yıl 1996 idi medeniyetle tanışmam. Otel lobisinde karşılaşmıştık. ikimizin de yanında valizden başka bir şeyi yoktu. resepsiyonda ki çocuk nereden geliyorsunuz efendim diye sorduğun da mersin deyince medeniyette atladı. ben de oradan geliyorum.. merhaba hemşehrim benim adım da meziyet dedim. resepsiyoncu çocuk güldü. medeniyet de güldü. ben de güldüm. ilk ve son gülüşümüz olmuştu medeniyetle. bazı insanların kanı yavaş akar. o insanlar hayatı anlamaya çalışan, derdi yokken dert yaratan tiplerdi. kafa dağıtmak için gittiğim antalya'da kafa dengim medeniyetle tanışmamın girişiydi bu. ertesi gün için sözleşmiştik. gün boyu güneşin altında kumsalda uzandım efes fıçı içip bikini kızların kalçalarını ezberlemiştim. bir tanesinin sevgilisi bakışlarımı rte'ye twitterdan küfür eden çocuğu gözaltına alan savcılar gibi anında yakaladı. keşke ali ismalin katilini bulamayan polisler gibi umursamaz olsaydı. utanmıştım çünkü. o zamanlar cep telefonu yoktu. fred bar'da 8 gibi buluşacaktık yeni dostum medeniyetle. barın önüne geldiğimde kapıda karşılamıştı beni yeni dostum. oysa ben beklemeyi severdim. hayatımdan beklentim yüksekti. başarı, kariyer, eş, çocuklar.. hiç biri beklediğim gibi olmadı. madem öyle deyip bende beklemeyi sevmiştim çünkü bir o yanımdaydı..
2 kişilik bir masa bulduk. garsondan 2 tane efes istedik. erkin koray çalıyordu mekanda. anma arkadaş diyordu erkin koray.. o ne kadar çok anma arkadaş derse desin biz aldığımız her yudumda geçmişi anmıştık.. ilk medeniyet başladı anlatmaya;
yeni ayrıldım...o ise benden 3 ay önce ayrılmıştı fakat bunun farkında varmam geç oldu meziyet. her şey çok güzel gidiyordu, ailesinden istemiştik. vermişlerdi, birikimim de vardı. hatta evi bile tutmuştuk beyaz eşyalara bakıyorduk. biliyor musun yakın zamanda merdaneli çamaşır makineleri tarihe karışacak. severken bunu öğrendim. bir ipnelik sezdim meziyet. biri bana sorsa dese ki; ulan medeniyet! en sevdiğim özelliğin ney? hiç duraksamadan '' sezgilerim'' derim. aldatmış beni. böyle kadınların ben meziyetini sikeyim madem sevmiyorsun. söyle ayrılalım de.
lafa girdim.. öncelikle adımı kullanarak küfür etmen hiç hoş değil arkadaşım ama senin de medeniyetini sikeyim.. senin yerinde olsam önce kadını, sonra yerine tercih edilen adamı vururdum dedim.. vurdum zaten dedi. mal gibi bakakaldım. en son böyle baktığım an hakemin 1986 yılında maradonanın elle attığı golü hakemin nasıl görmediğinde yapmıştım. 10 yıl sonra ilk kez mal gibi kaldım. karşımda şüpheli, katil her sikimse işte.. ondan vardı. götümden 3.5 sesleri erkin korayı bastırmıştı.. anma arkadaş dedi.. sustuk uzun süre. hiç bir şey anmadık.
o an anladım medeniyetin bile tek dişi kalmadığını. o dişi meziyetsizler söküp almıştı. kendi derdimi unutup başkasının derdini düşündüm bir süre. düşünmeyi de hiç sevmem aslında. düşünmek bana yakışmaz. Da vinci'ye yakışır, newton'a yakışır, mustafa kemal atatürk'e yakışır ama bana hiç yakışmaz. zaten böyle adamların düşünceleri varken bana düşünmek yakışmaz. neyse ki konumuz bu değil.
sende kendinden bir şey anlat dedi yeni arkadaşım medeniyet. anlatma sırası bana gelmişti. haydar haydar çalıyordu mekanda. arkadaşım pür dikkat bana bakıyordu. ağzımdan çıkacak kelimeleri sahiplenip kendi yaşayacakmış gibi hali vardı. onun merakını yormadan söze girdim;
evliydim, çocuklarım vardı. işim de iyiydi. halı dükkanım vardı benim. desen desen, çeşit çeşit.. bazen turistler gelirdi 50 milyonluk halıyı 100 milyona satardım. böyle de adıma yakışır hareketlerim vardı. lafa gelince haram yemem derdim, en büyük haramı ben yerdim. dükkanı çırağa bırakırdım metresimin yanına geçerdim. karımı aldattım ben. senin sahip olmak isteyeceğin ama aldatıldığın için yaşayamadığın hayatı ben yaşadım ve piç ettim. az önce erkeklik yaptım ya senin yerinde olsam vururdum diye.. o an kendimi vurmak istedim aslında. götüm yemedi. karım terk etti. iş yerim yandı, çevreme bakacak yüzüm kalmadı. kaçtım bende. tüm gerçeklerden. beni ben yapan her şeyden.
senin harbiden meziyetini sikeyim dedi medeniyet. insanlar hep böyle midir? her şey elde edinceye kadar mıdır dedi? ağzıma kilit vurulmuş gibi konuşamadım bu soru karşısında. oysa cevabını bildiğim soruları ilk ben cevaplamak için can atardım ilk okuldayken..
o gece 2 arkadaş olarak girdiğimiz mekana birer hiç olarak çıktık. bir daha yüzünü görmedim medeniyetin. ya hapistedir ya da istediği yuvaya kavuşmuştur umarım. ben ise ölümle randevumu bekliyorum. dedim ya beklemeyi severim. azrail hiç bir randevusuna geç kalmadı. o yüzden daha çok vaktim var hayatımın içine sıçmak için.. adım meziyet. en yakın arkadaşım 1 günlük dostum medeniyet. bu hayatta ki bıraktığım en büyük iz çocuklarımın yüzünü görmek istemeyeceği yavşak babaları, karısının ismini dahi anmak istemeyeceği pezevenk bir kocası olmak. kendinize iyi bakın. ben ise ölmeye.