türk edebiyatı

entry49 galeri
    39.
  1. Hiçkimsenin umurunda olmayan konularda fırtına yaratmaya çalışanlarla doludur bu ülke... türk edebiyatı içinde bile yapılır.

    Elif Şafak'ın bir romanı vardı hani çalıntı mıymış değil miymiş diye yaygaralar kopmuştu...

    o zamanlar gözyaşlarına garkolsa da son tahlilde bu gürültü Elif Hanım'ın da işine geldiğinden ("reklamın kötüsü olmaz" ilkesi), alan memnundu satan memnundu...

    Çünkü yazarının erkek kılığına girerek kapak resmi çektirdiği bir roman söz konusuydu, ve burada temel amaç "mal satmak" idi...

    bu sabah bir kadın gördüm elinde "elif şafak" okuyor, aklıma geldi eski teraneleri...

    Boğaziçi Üniversitesi'nden bir kızcağız elif, roman yazmaya heves etmiş de okulun bahçesinden balonla göklere mi yükselmişti ne, onun gibi bir şey.

    neyse, elif şafak hakkında paragraf paragraf entry girecek kadar kafa yemedim henüz yazmak istediğim şu;

    Eskiden ayıp karşılanırdı.

    Moruk ağzı yapmıyorum, herkesin herşeyi "paraya tahvil etme" tutkusu, Türkiye'yi de değiştirdi, Türk edebiyatını da tabii. Aşklar da paraya çeviriliyor. ("Lan çekmeyin lan" ikiyüzlülüğü.)

    Gelgeç okuyucu da bu tuzaklara gönüllü olarak düşünce... (Balzac okumadan Umberto Eco okuyanlar, yahya kemal okumadan Orhan Pamuk okuyanlar...)

    Yeni Türk edebiyatını fazla ciddiye almıyorum efendim.

    Yok, yaşı ilerleyince insan "fiction" okuyamaz oluyor, ancak tarih ve biyografi ilgisini çekiyor ama ondan değil... Sanatta esnaflık sevmiyorum!

    Son yıllarda öne çıkan yazarlarımızın bir "varoluş sorunsalı" yok. (Entel kaçtı ama tanım budur.)

    Çetrefil insan gerçeğini, "dar yerde" sıkışıp kalmış insan örneklerini incelemek değil dertleri. Unutulmaz "roman kahramanları" da yaratmıyorlar, sosyoloji ve tarih "etüdleri" yapmaya da hiç yanaşmıyorlar.

    Batı'da ilgi uyandırmak, bu arada "ihracat fazlasını" da iç pazara vermek, Allah Nobel nasip ettiyse almak, ya da sırasını kollamak...

    Orhan aldı, bir başka türk yazarı da alır mı?

    Niçin olmasın? "Önemli bir siyasi gelişme" olursa alabilir tabii...

    Çünkü ya Türkiye'ye küfür ederek alınıyor, ya da Türkiye beklenmedik bir başarı kazanınca. O zaman, Türk okuruna değil, yabancı tüketiciye yönelik iş yapılıyor.

    Orhan, romanlarını kötü bir üslup (daha doğrusu üslupsuzlukla), esas olarak Maureen Freely için yazar (arkadaşı ve çevirmeni)... Bu nedenle de, eserlerinin asılları yirmi sayfadan fazla gitmez ama ingilizce çevirileri çok daha akıcıdır.

    Akımlar vardır edebiyat tarihinde... Jacques Prevert'in "şiirsel gerçekçilik" akımı gibi (Türkiye mümessili "Garip şiiri" ve özellikle de Orhan Veli...)

    Batı uygarlığının insanlığa söyleyecek sözü kalmayınca sımsıkı sarıldığı "fantastik gerçekçilik" akımı gibi... Başta Gabriel Garcia Marquez... Türkiye mümessili Latife Tekin'di ama soyut bir "minimalizme" saptı ve kendini tüketti, karikatürcü kocası da müthiş yeteneğini "siyasi safsatalar" uğruna harcıyor.)

    Kusura bakmazsanız, bendeniz de Orhan Pamuk ve Elif Şafak gibi yazarlarımızı "turistik gerçekçilik" akımına sokuyorum. Değerlerini, çabalarını, emeklerini, ülkemize hizmetlerini asla inkar etmiyorum, hayır.

    Ama işte "Mavi Jeans", "Güllüoğlu Baklavaları" ya da işte "Mado Dondurması" gibi...
    5 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük