tamamen kalkmasının da önemli derecede düşürülmesinin de bir yararının olmayacağı kural.
uzun zamandır yazmıyordum, kafa yorduğum bir konu gündem olmuşken atladım geldim. belki bunları kimse okumaz, belki 1-2 kişi okur kafasında oluşan şeyleri başkalarına da aktarır, onlar da başkalarına aktarır, bir katkım olmuş olur, belki kimsenin sikinde olmaz.
zamanında yetenekli olduğumu düşünüp bu sikik ülkenin amatör kulüplerinde futbola başlamış bir mahalle çocuğuyum, bunu söyleme gereği duyuyorum, içeriden gözlemlerim olduğunu da bilin diye, yoksa eminim çok kişi vardır amatör kulüplerde futbol oynamış.
şimdi büyük kulüplerde genç oyuncuların oynamamasını konuşuyoruz, bugünkü koşullarda bu mümkün değildir, çünkü insanlar yerli oyuncuları, altyapıdan gelmiş gençleri izlemekten sıkılıyor. herkesin 1-2 maça çıkıp kendini gösterebilecek kapasitede olduğunu düşünüyorlar, zira sabırsızlık ülkenin genel sendromlarından biri, her alanda böyle, çoğu zaman başarısızlıklar, kişilerin bağımsız çalışma imkanının olmamasından ve üst konumlardakilerin sürekli baskısından kaynaklanıyor.
arda turan mesela galatasaray'da oynadığı kısıtlı sayıdaki maçta kendini gösterebilme şansına sahip olabilmiş biri. ilk oynadığı maçları da hatırlıyorum, gerçekten yetenekli olduğunu belli ediyordu, bunu skora da yansıtıyordu, izleyenlere keyif veriyordu. bu sayede devamlı oynama şansı buldu ve en sonunda avrupa'ya gitti, peki ya avrupa'ya gitmeseydi? şu an sonunun barcelona'da değil bayburt il özel idare'de bitebileceğine ihtimal veriyorsunuzdur sanırım benim gibi. "yok canım" diyenleri de duyuyorum ama onlar da içten içe bu ihtimalin olduğunu biliyorlar.
türkiye'de yetenekli oyuncuyu bulma, imkan verme, destekleme, en önemlisi eğitme gibi şeyler söz konusu değil. çok yetenekli arkadaşım oldu, sonları konfeksiyonda, tornacıda falan bitti. bazılarına amatör kulüplerde oynama imkanı verilmedi, amatör kulüplerde bir dinozor hakimiyeti söz konusu, dinozorluktan kastım futbol hakkındaki fikirleri hiçbir zaman değişmeyecek, futboldaki gelişmelerden hiçbir şekilde haberdar olmayan, egoist, yaşlı adamların, ekseriyetle takımların başkanı veya antrenörü konumunda olması. yani yetenekli çocukları ve gençleri "yönlendirecek" konumda olması. böyle adamların gözüne girebilmek için, futbolculukta bir geleceklerinin olduğunu ailelerine kanıtlayabilmek için çocuklar survivor olmak zorunda. yani daha o yaşlarda futbolu öğrenmek yerine, o sikik kulüplerde bir şekilde kadroya girebilmek için götünü yırtıyor bu çocuklar, daha 13-14 yaşında aşırı yıpranıyorlar. çocuk yaşlardaki yıpranmanın etkisi de ilerleyen yaşlara geldiğinde yorgunluk, kalıcı sakatlık, bitkinlik vs. oluyor, işte dün milli takımda gördüğümüz, ağırlığı bu ülkede yetişmiş futbolculardan izlediğimiz kötü futbol, bu bitkinliğin eseri, bu adamlar şu anda hayatlarının sonuna kadar kendilerine yetecek paralar kazanıyorlar, bu da onların gelişimlerini köreltiyor. çünkü emeklerinin karşılıklarını aldıklarını düşünüyorlar. yani özetle futbolu sevmiyorlar. bana şener'in futbolu sevdiğini söyleyebilir misiniz? ya da selçuk'un? ya da mehmet topal'ın? ismail'in? volkan babacan'ın? peki bu adamların ortak özelliği ne? türkiye'de yetişmiş olması. peki emre mor'un futbolu sevmediğini söyleyebilir misiniz? hakan çalhanoğlu'nun? oğuzhan'ın? sanmıyorum. bunların özelliği de avrupa'da yetişmiş olması. bu kadarı yeterli olmuştur sanıyorum.
esasında daha üst liglerde de bu durumun farklı olduğunu pek sanmıyorum ama oralara erişemediğim için bir şey diyemeyeceğim.
peki bunların çözümü nedir? öncelikle çocuk yaşlardaki, deneyimsiz futbolculardan hiçbir şey beklemeyeceksiniz, evet, hiçbir şey, tamamen onların futbol kariyerlerini üst basamaklara doğru şekillendirmek için çaba harcayacaksınız, onların öncelikle çocuk olduğunu bileceksiniz. öğretmeni olacaksınız, futbolu, oyun yapılarını, pozisyon bilgilerini öğrenmelerini sağlayacaksınız. ilgi göstereceksiniz, imkan vereceksiniz. futbolu bir meslek değil, bir oyun gibi görmelerini sağlayacaksınız, her birini kendi yaş grubunun maçlarında oynatacaksınız, u14 takımının küme düşmesini siklemeyeceksiniz mesela, her birinin ne tür yeteneklerinin olduğunu ve bunları hangi pozisyonlarda kullanacağınızı bileceksiniz. ben o yaşlarda oynadığım zamanlar takımlar kazanmak için 1-2 yaş büyük adamları kaçak şekilde oynatıyorlardı. kimse de çıkıp demiyordu ki u14 liginde türkiye şampiyonu olsan ne olur, küme düşsen ne olur, zaten o çocuklar seneye bir üst yaş grubunun takımında olacaklar. neyse.
tabii bunun için de federasyonun atması gereken adımlar var, zaten yarrak gibi altyapıya sahip bir ülkede, federasyonun başına da bir dinozoru getirip koymuşlar. böyle bir adamın bu sorunları görüp, çözüm için adım atması mümkün değil, bu adam zaten futbolu bir gelir kaynağı olarak görüyor.
altyapılara daha fazla bütçe ayrılması gerek, bu bütçe sadece altyapılara değil, altyapılarda oynayacak oyuncuların her birine gidecek aynı zamanda, tesisi olmayan kulüplere tesis açılacak. çocukların eğitim hayatlarına bir şekilde devam etmesi için yardımcı olunacak vs. kısacası federasyonun, kulüpleri de oyuncu yetiştirmeye teşvik etmesi gerek.
altyapı için gerekli adımları attıktan sonra belirli bir yabancı sınırının olmasını destekliyorum. bu sayı 4 de olabilir 8 de. ama bu sınır konmadan kadroyu tamamen 30'lu yaşlardaki "yıldız" futbolculara göre şekillendirmiş, kendi liglerinde başarılı olup avrupa'da başarısız olan kulüpler ortaya çıkar. zira bu futbolcular alındığı zaman, yöneticiler de taraftarlar da karşılıklı çıkarlar gereği oynatılmasını bekler. bu futbolcular yedek bekletildiğinde yerine oynatılan yerli futbolculara da iyi gözle bakılmaz.
avrupa ülkelerinde yabancı sınırının olmadığını düşünen dalyaraklar var. ab ülkeleri ab pasaportuna sahip futbolcuları yabancı olarak değerlendirmiyor. genelde de ab pasaportuna sahip olmayan oyuncuları yabancı olarak değerlendiriyor ve bu futbolcuların kadrodaki sayısında bir sınırlandırma var. buyrun buradan bakın; https://tr.wikipedia.org/...4%B1n%C4%B1rlamalar%C4%B1
vikipedi yasak olduğu, vpn de olmadığı için giremeyen arkadaşlara da bir amme hizmeti sunayım;
Almanya'da en az 12 alman futbolcu bulundurma şartı var kadroda, en az 8 futbolcunun da kulübün kendi altyapısından çıkmış olma şartı var.
belçika'da en az 6 futbolcunun altyapıdan çıkmış olma şartı var.
ingiltere'de yabancı futbolcuların, kendi milli takımlarında oynamış olma şartı var. (yeni bir kural bu)
ispanya'da ab+3, fransa'da ab+4, italya'da ab+5 yabancı kuralı var.
kısacası altyapı sistemi olan bir ülkede zaten yabancı sınırı falan konuşulmaz.