hiç de hastalık, aptallık ya da gereksiz bir şey değildir. bir akrabam var, marlboro içiyor. çalıştırdığı 18-19 yaşlarındaki işçisi de marlboro içiyordu ve çocuğun maddi durumu da pek iyi değildi. akrabam bir gün çocuğa kızdı, etin ne budun ne tarzında bir şey söyledi. çocuk o gün hiç unutmayacağım şu cümleleri söyledi, belki büyük cümleler değil ama doğru ve beni çok etkilemişti: "abi içiyorum işte, içiyorsam da kaliteli içeyim, bundan başka dünyaya gelemeyeceğim nasılsa." yahu çocuk o kadar doğru konuştu ki bence. isterim ki -ben de bir içen olarak- hiç sigara içmesin, zararından ötürü. ama içiyor işte.
konuya gelecek olursak... kim, hangi ürüne ne kadar vermek istiyorsa versin yahu. insanların önce kendi duygularını tatmin etmeleri gerek diye düşünüyorum. bundan başka bir yaşantımız yok. fatih sultan mehmet'in patatesten haberi yokmuş, düşünsene; adam hayatında hiç patates yememiş. bizim neredeyse her gün kızartmasını yaptığımız hani... tabii onun patatesin varlığından haberi yokmuş ama biz gözümüzün önündeki teknolojiyi ya da her ne ise ürünü görüp de alamamamız çok acımasızca. ve almak isteyenlere ya da alıp başka şeylere para yetiştiremeyenlere kızamıyorum. kendi sorunları. ama duygusal yönden tatmin olmaları çok hoşuma gidiyor. yüzlerce insan cüret edemiyor çünkü onun cüret ettiğine. helal olsun be.