Geç dönem çocukluktur.
Birkaç saat önce anneannemi ziyarete gittim. Zili çaldık bir süre açmadı. Yatsı namazını kılıp hemen yatıyormuş son zamanlarda, bilmiyordum; kızdım da kendime.
Neyse Allahtan uyumamış kapıyı açtı.
Girdik içeri, oturduk, çayı koydum, geldim içeri.
Yüzü nurlu maviştir anneannem ama önceki ziyaretimdeki gördüğüm o dinç kadın sanki yorulmuştu hatta sanırım kendini de bırakmış.
Beyin damarlarında biri hasar gördüğünden sorduğu veya söylediği şeyi 2 kez tekrarladı.
içim acıdı.
Sohbet ettikçe yüzündeki set ifadeyle oluşan kırışıklıklar yavaş yavaş azaldı.
Mutlu oldum.
Zaten bilirsiniz kurban olurumlar aman oranı buranı yerimler, dualar eksik olmaz; e bunları da duyunca daha da bir sevinirsiniz, sevildiğinizi bilmek de güzeldir.
Neyse kalkma vakti gelince o yüzündeki hüzün öyle içimi parçaladı ki!
Anneannem yine yalnızlığıyla başbaşa kaldı.
Grip olduğumdan öpemedim de.
Odadan zor çıktım. Öylece oturuyordu ama benim ayaklar gitmek istemedi.
Hepimizin sonu elbette böyle olacak biliyorum. Ama ele ayağa düşürmeden, kimseye muhtaç olmadan, sevdiklerimizin de olduğu güzel yaşlılıklarımız olsun.