Satranç kitabını başta yavaş yavaş sindire sindire okumak istedim. Ama bu gece çok da başarılı olamadım tek oturuşta bitirilen ama üzerine günlerce düşünmeyi gerektiren bir kitap bence. Şakaklarını zorlayacak kadar düşünmek, boşluk ve hiçlik. Okurken aynı şekilde yer yer hırslandım, çokça düşündüm, çaresiz hissettim.
Ölümden hep korkan bir insan oldum belirsizlik fikri beni hep ürküttü. Sonunda cennete gideceğimi bile bilsem ölmek isterim diyemedim. Kitap entelektüel ölümü anlatıyor. üzerine de düşününce rahat bir şekilde entelektüel ölüm yerine toprak olmayı tercih ederim diyebiliyorum.Vücudum çürürken Bakterilerin beni içten yok etmesini, dışarıdan da et sineğinin gözüme ve burnuma larva bırakmasını, yiyecekleri bitene kadar yaşamalarını, Daha sonra da ölen bu sinekleri yemek için başka böceklerin gelmesini yeğlerim. Entelektüel ölüm sonrasında Geriye bedenimi kontrol edemeyeceğim, düşünemeyeceğim korkunç bir boşluk kalacaksa kemiklerim kalana kadar bu doğal istilanın devam etmesini daha rahat kabul edebilirim. en azından doğal bir süreç. Ve doğa hiçbir insan kadar acımasız değil, adaletini de sorgulamaya ihtiyaç duymuyoruz.