aslinda buydu beni gelistiren
lut gölünün ve karanlik resimlerin karsisinda
ordan uzayip geldikçe kararan resimlerin karsisinda
her gün seslendigimiz isimlerin karsisinda
(sinek kovalayan bir berber çiragi gibi
bütün isi gücü sinek kovalamak olan
ustasindan sinen ve sinek kovalayan.)
birden perdeleri açan bir sevgisizlik
sasilacak bir balik iriliginde
bu temmuz nasil olsa birkaç yil sürer
aksamlari ve sabahlari birtakim iliskilere degistiren
yani birbasina kalmanin mutsuzlugunu.
istesem ne olur kurtulmayi
-serin degil ki bildigim sokaklar, sinekli-
renkli camlar gecesinden, keten ter mendilinden
uzayip gelen resimlerin karanligindan
ve rumeli beylerbeyinden
ve taksitle satislardan
kurtulmak.
kurtulmak!
bir sonsuz kelime
bilmedigim bir eski zaman dilinden
bir güzel ask ölümü belki
hiçbir seye hazirlikli degildik
oyunlar oynandi, gökler kapandi, yenildik
ama sehirlere koyverdiler bir menekseyi
bir menekseyi
o zaman basindan sezdik yenilgiyi
o zaman sehre çiktim bir elimde firça
bir elimde sineklik
öbüründe bir sinema bileti
kim varsa gelsin artik yeniden oynayalim
hizim bir araba dolusu ask gibidir
gölün rengiyle asfalti karistirip
kizim, ne varsa hep yeniden boyayalim.
aslinda buydu beni gelistiren, asksizlik!..
asksizlik büyütür beni
yeni bir aska dogru ve
öyle saniyorum ancak birkaç yil sürer
insanin sebepli umutsuzlugu
. . . . . . .
üçüncü gün. yorgun
ev aklimda. gitmeyi unuttum