kıbrıs sorununa akılcı çözüm

entry11 galeri
    5.
  1. misak-ı milli sınırları içinde olmayan Kıbrıs meselesinin kabak tadı verdiğinin ortada olduğunu pek çok kez yazdım.

    zamanın KKTC cumhurbaşkanı olan "adam" da bu konudaki gerçek hislerini söylemişti: "Türk askeri 1974'te müdahaleyi yaptıktan sonra bir anlaşma yaparak geri çekilseydi, Kıbrıs sorunu çözülmüş olurdu!"

    "Adam" dediğim, Mehmet Ali Talat yani... (aaa hatırlamadınız mı)

    Oraya "sömürgemiz" gözüyle bakıyoruz ya, ben de laubali olma hakkını gördüm kendimde. "sayın cumhurbaşkanı" falan ayağına yatmadım kusura bakmayın.

    aslında KKTC cumhurbaşkanı, türkiye nin Lefkoşa valisi gibi bir şey ha!

    Fakat görüyorsunuz zamanında istememişler bizi, şimdi de istemiyorlar.

    Oraya sömürge gözüyle baktığımız için, bütün bütüne haksız da sayılmazlar.

    daha geçen gün yazdım Kıbrıs meselesi ile ilgili "hatalı" olduğumuzu ama her zamanki faşist tepkilerin gelmesi gecikmedi. Durduğumuz yerde durmayacak, ilerlediğimiz zaman da ilerlemeyecektik, "işi bağlayıp" vakitlice geri dönecektik.

    Ancak ne "Sayın Ecevit" te vardı bu feraset, ne de bürokraside...

    Ben bunu söyledim diye çoluk çocuk mesaj atmış "Ecevit'in aziz hatırasına saygısızlık etme" falan diye yaygara koparıyorlar.

    Çözümsüzlüğe oynadık, yaptığımız "zaferi" dünyaya kabul ettirmek istedik (bu bir devekuşu politikasıydı), bu fikri hiç kimseye satamadık, iyi kötü otuz dört yıl böyle idare ettik meseleyi...

    Bizim Osmanlı kökenli "aldık" refleksimiz, yabancıların gene Osmanlı korkusuna dayanan "geliyorlar" refleksiyle örtüştü ya da çakıştı, artık hangisini tercih edersiniz keyfiniz bilir...

    şu gerçeği de kabul ediyorum; Rumlar ın da çözümsüzlüğe oynadıkları gerçeği, yalnız kendi yöneticilerimizi suçlamayalım.

    Ama artık onlar da söktüremeyeceklerini, bizi kovamayacaklarını, hele hele eskiye hiç dönemeyeceklerini anladılar.

    Şimdi, Denktaş, Klerides, Papadopulos gibi "şahinlerin" ortalıktan uzun süre önce çekilmesinden sonra mustafa akıncı ile Nikos Anastasiadis gibi "güvercinlerin" varmaya çalıştıkları nokta şu: iki bölgeli Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti!

    En güzel çözüm. Aslında iki taraf da keçi gibi inatlaşmasaydı, 1974 yılında da en güzel çözüm buydu.

    Böylece "Güney Kıbrıs'ı tanımak ya da tanımamak" ikileminden de kurtulmuş oluruz, önemli bir dönemeç dönülür, rahatlarız!
    istediğimiz bu değil miydi? Soydaşlarımızın güvenceye kavuşmaları, falan? Hayır, değildi! Gizli isteğimiz, oraya girmişken bir daha asla çıkmamaktı! kenan evrenin "aslında girmişken tamamanı rumlardan temizleseydik iyiydi" şeklindeki tavrını hatırlatırım sizlere.

    Fakat alem kör, herkes sersem olmadığı için bu niyet kabak gibi sırıttı! Yutturamadık.

    Şimdi Ankaranın "kurt siyasetçileri" gerçek çözüme izin verecekler midir? Hiç sanmıyorum.

    Annan Planı'na sıcak bakınca bile hemen bazı manyaklar, bu planı destekleyenleri "hainlik" ile suçlamıştı.

    Çözüme ulaşmak isteyen hemen herkesi "aha kıbrısı veriyorlar, satıyorlar" diye itham edildiği bir ülke burası.

    KKTC cumhurbaşkanları kendilerini gerçekten bağımsız bir ülkenin cumhurbaşkanı falan sanmaya başladı(!)... Sınırlı Sorumlu Yapı Kooperatifi gibi, sınırlı yetkili göstermelik lider olduğunu unuttu(!)...

    Bir taşla bakınız kaç kuş vurulacak: Hem çözümsüzlük sürdürülecek, hem Avrupa Birliği kapısı sıkıca kapatılacak!
    Bürokrasi de derin bir "oh" çekecek.

    Öyle ya, amaç kuş vurmak olduktan sonra... Kuşu rahat bırakalım da şakısın diyen yok!
    1 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük