insan bu cümlenin manasını hiç tanımadığı birinin ölümünün üzüntüsünde de anlıyor. bir insana dokunmak, tanımak ya da gözlerinin içine bakmak olmamalı tanımak. onun kelimelerini görmek, bir zamanda düşündüklerini yazdığını bilmek, seninle aynı yeri paylaştığını, bazen aynı hissiyatta olduğunu anlamak bile gidişinde burukluk yaratıyor. ve o zaman anlıyor insan zamansızlığı. ama senaryo belli ne yaparsan yap değişmiyor ve her insan sayfalarda bi yerlerde bu role bürünüyor. arkada kalanlar ise hep aynı sözü kullanıyor. ne kadar da zamansızdı gidişi...
belki de bir ömür aranan huzura gidiyor aramızdan ayrılanlar. belki gözyaşı yerine imrenilmeli. kim bilir, öğrenmek için doğru zaman değil ki hala ahkam kesebilmekteyiz.