kendim için yazarım evet ama birçok kişi adına yazmış olurum. onların alev alev yanan yalnızlığını, hayal kırıklığını, özlemini, hüznünü karalarım buralara. yıllardır yaza yaza bitiremedim, eskitemedim, unutamadım, içimi de bir türlü dökemedim. en çok arıza belki bende. gözlerimi tavanda açtığım her gün formatlanıyor sanki takıntılarım, kısa devre yapıyor hayat, cızırdıyor bağlantılarım, atıyor sigortalarım yine yeniden. ''niye aramıyorsun olum?'' diye sitemler duymuyorum. ''neden yazmadın bunca zaman seni bekledim biliyor musun?'' gibi cümleler görmüyor gözlerim. kimsenin hayatında bir çizgi ya da onun parmaklarında diğerlerinden ayrılmış bir noktalı virgül değilim. aramıyorum, sormuyorum, aranmıyorum, sorulmuyorum. sessiz ıssız pahsız tepelere dikilmiş, yalnız başına dallarını eğmiş bir ağacın rüzgardan şikayeti kadar, şikayetim. bir arızaya bağladım, bütün devrelerim yandı. bir şiirin içinde vurucu bir cümle gibi ''bir bozuk saattir yüreğim hep sende takılı kalır'' kaldı. dönmüyor, durdu. akreple yelkovan üst üste dondu kaldı. öyle bir takılmışım ki evlensek 15 tane çocuğumuz olurdu...