babanın ölmesi

entry1128 galeri
    107.
  1. ansızın, hiç beklemeden ve beklenmeyen bir şekilde baba vefaat ettiğinde annenin vefaat etmesi kadar can yanmasada, üzünülmesede; baba bu... bi' tane baban var ve o ölüyor... canınızın bir yarısıda beraberinde solup, gidiyordur. günlerce, haftalarca belkide yıllarca rüyalarınıza öyle ya da böyle giriyor. size inceden inceye mesajlar veriyor. 'annene, kardeş-ler-ine sahip çık oğlum, ben seni burdan görüyorum...' gibisinden. baba ile samimi olunmasada O'nun kaybı her zaman hissedilir. etrafta babasıyla sorunlar yaşayan insanlar gördüğünde bile 'keşke babam olsada gene sorunlar yaşasam, hatta beni dövse bile' diye iç geçirirsin.
    belki birkaç damla göz yaşı bile akar gözlerinden... erkeksindir ama erkeklik sökmez ve dinlemez erkekliğini bu acı durum.

    baba, toprağa verildiğindeyse son bir kez yüzü görüldüğünde içi acır insanın, ağlamaktan duramaz. son kez babanı görüyorsun. gözleri ebediyen kapalı... beyaz kefen içinde hemde... etrafındakiler seni sarılıp, sakinleştirmeye çalışsada durduramazlar seni. uzaklaştırmaya çalışırlar oradan istemsizce daha kötü hissetmemek adına. 13 yaşında bir çocuk olmana rağmen tutamazlar seni...
    daha sonra eline aldığın kürekle babanın mezarını kapatmaya başlarsın, hepsini kendin yapmak istersin garip bir şekilde. ama gücün yetmez buna. fiziken değil, ruhen yetmez. kaldıramazsın daha fazlasını çünkü. bu küçük bünyeye bu kadar acı ve zorluk fazla gelmiştir çünkü...

    birde evin en büyük erkeği sizseniz, size baba rolü verilmeye çalışılır.
    'artık evin babası sensin dikkat edeceksin hem annene hem kardeş-ler-ine', denilir baba vefaat ettikten sonra yakınların.
    artık sorumlulukların artar, birçoğu değişir. akranların gibi artık rahat hareket edemezsin.belirli saatlerde evde olman gerekir. onlar dışarlarda gezip, sağa sola giderken sen evinde oturup annenin yanında olursun. kardeşine sahip çıkarsın. annene artık iki kat daha sahip çıkman gerekir. hele o anne başına birde üvey baba getirmiyorsa kesinlikle sürekli yanında olunmalıdır, baş tacı yapılmalıdır. evde küçük kardeş varsa, bir bakıma onun sorumluluğu ve konrolüde sizin elinizdedir. ya da böyle olmalıdır. yoksa başı boş olup, serseri ya da o yolun yolcusu olur çıkar. daha sonrada iş işten geçer. pişmanlıklar başlar. ben daha kontrollü ve peşinde olmalıydım, benim yüzümden oldu, diyerek kendini suçlamayada başlarsın istemsizce. çünkü bir bakıma yadigardır sana babandan...

    daha sonra babana verdiğin sözler aklına gelir. eğer yaşasaydı gerçekleştirmeyi düşünmediğin, ama hayatından ayrıldığı için ve o'na söz verdiğin gerçekleştirmek için yanıp tutuştuğun sözler... artık en azından bu verdiğin sözleri gerçekleştirmek için elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışırsın. yaptığında babanın mutlu olduğunu ve içinin rahatladığını hissedersin ve bilirsin. elinde olmadan gerçekleştiremediklerinde ise üzülüp, 'baba ben elimden geleni yaptım...' dersin içten içe. o da bilir elinden geleni yaptığını ve belkide 'olsun oğlum, ben seninle, yaptıklarınla da yapamadıklarınla da' gurur duyuyorum dediğini düşünürsünüz garip bir şekilde...

    her ettiğin duanın sonunda baban içinde dua edersin sonra inançlı biri olarak. 'bari bu dünyada rahat edemedi, diğer tarafta rahat etsin' diye bolca dua edersin. daha rahat ve huzurlu bir şekilde sevdiklerini yanına beklesin diye.
    çünkü her daim özellikle çocuklarından, eşinden, yakınlarından, arkadaşlarından dua bekler sürekli orada.
    ya cehennem çukurundasındır ya cennet bahçelerinden birinde. bu durumun en kötüsünü düşünerek dahada dua edip, babanın rahat etmesini sağlayıp, cehennem ateşinden uzak kalmasına engel olmaya çalışırsın bir şekilde dua ederek...
    her zaman düşündüğünde cennet'e layık olduğunu düşünmek istersin baba'nın.
    çünkü o senin baba'nıdır...
    5 ...