yukarıdaki girdilerde de belirttiğim gibi faşizme dair günümüzde kimi akıl karışıklıkları bulunmakta. milliyetçilik ve şovenizme denkleştirilmeye çalışılması ya da faşizmin ötekileştirme ile denk tutulması faşizmin arkasındaki sermaye sınıfı diktatörlüğünü, onun anti komünist ve emekçi düşmanı yönünü, kitlesini ise orta sınıflardan aldığı gerçeğinin göz ardı edilmesine neden oluyor. georgi dimitrov'dan bir alıntı yapalım:
"faşizm; sermayenin emekçi kitlelere karsı en vahşi saldırısıdır.
faşizm; gemi azıya almış şovenizm ve yagma savaşıdır.
faşizm; azgın gericilik ve karşı devrimdir.
faşizm; işçi sınıfının ve tüm emekçilerin en kötü düşmanıdır!
(dimitrov, komunist enternasyonal vıı. dunya kongresine rapor, 1935)"
faşizme karşı savaş veren bir devrimci olan dimitrof'un ifadeleridir. faşizmin şovenist karakteri ise kimi zaman kendini mistik gerici güçlere bırakabilmektedir. o halde faşizm için milliyetçilik en etkin silah olmasına karşın tıpkı kimi ulusların uluslaşma süreçlerine etkili bir rol alan dini kurumlar faşizmin gücünde yer alabiliyor. ama asıl önemlisi faşizm, kapitalist devletin kriz anına girdiğinde ve buna karşın bu kriz sürecinde emek hareketini manipüle edemeyeceği anlarda bir kriz ve baskı yönetimidir. faşizmin asıl önemli özelliği gericiliği, karşı devrimi ve işçi sınıfı düşmanlığını temsil etmesidir. milliyetçilik ise bir ikincil özellik olarak ama asıl olarak işçi sınıfını bölmek için kullanılan ideolojik saldırının tutkalıdır.