artık ne yazık ki* ülkemizde idam cezası bulanmamaktadır. tre nin idam gibi bir yargılama ile karşılaşacağını sanmıyorum en azından biz şu saçma sapan avrupa birliği kriterlerinden kendimizi kurtarana kadar. bana göre akp en az bir dönem daha iktidar partisi olarak mecliste kalıcaktır. darbe yapma gibi bir olasılık günümüzde söz konusu değildir zaten seçimle gelen seçimle gitmelidir demokrasi bunu söyler. fetullah gülen ve yandaşlarının* yıllardan beri yürüttükleri gizli politaklar neticesinde toplumun ve devletin her kesiminde inanılmaz bir kadrolaşma ve kutuplaşma söz konusudur. daha bir kaç sene öncesine kadar kaç tane sakallı iett şöförü görüyordunuz? yada öğretmenine sen bana karışamazsın ben türbanımı takarım dersime de girerim diyen bir lise öğrencisini? bu da yetmezmiş gibi ertesi günde kızın ailesi tarafından dövülmüştür öğretmenimiz. sonuçunda ne yapılmıştır? hiçbir şey. tüm bunlar gösteriyor ki artık bazı geri dönüşler için çok geç. tre ve tayfasının yürüttükleri politikalardan güç alan bazı kesimler artık seslerini alçatmayarak herkesin duyabileceği şekilde açık açık düşüncelerini bağırarak söylemektedirler. tıpkı avrupa birliğinin yaptığı gibi bazı söylemlerin arkasına sığınmaktadırlar. anayasa da devlet daireleri ve üniversitelerdeki kılık, kıyafet açık bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen türbanla üniversitelere girmek isteyen kişilere "özgürlükleri ellerinden alınıyor, türban takan kızlarımız okumuyacak mı?" gibi söylemler olmakta fakat bir iş adamı fabrikasına sakallı işçi almayacağını söylediği zaman başbakan tarafından "ayrımcılıkla" suçlanıyor. fabrikalarda daha doğrusu işyerlerinde bazı çalışma şartları anayasa da belirtildiği gibi işverenlerin insiyatifine bırakılmıştır isteyen istediği kılık, kıyafeti uygun gördüğünü işçilerinin giymesini isteyebilir işçi giyer giymez o işvereni bağlamaz. anayasa da belirlenmiş böyle bir hakkı var. peki sayın başbakan neye dayanaraktan üniversitedeki kılık, kıyafete karışabiliyor? ya daha suçlarını bile bilmeden bir yıldır ergenekon soruşturması kapsamın da cezaevlerinde tutulan insanlara ne demeli? nerde kaldı insan hakları? Kuddusi Okkır ı cezaevinde tutarak ölüme mahkum etmenin mantığı neydi? peki ergenekon terör örgütünün kasası denilen kişi öldükten sonra nasıl oluyorda arkasında yüklü miktarda borç bırakabiliyor? acaba paralarıda alıp öbür tarafamı kaçtı? tüm bunlar gösteriyor ki ülkemizde artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak yıllar öncesinden toplumun içine ekilen nifak tohumları artık filizlenmeye başlamıştır. hiç kuşkusuz bunun bedelini ödeyecek birileri olucak, olmalıdır. sayın başbakan ikinci bir menderes olabilir mi bilinmez ama sürgüne gönderilmiş bir eski başbakan yada amerikaya sığınma talebi* isteyecek bir siyasi olabilir. önümüzdeki yıllarda bunu hep beraber görüceğiz.