5 milyarlık bir zaman dilimini açıklama çalıştığı için bazıları kalorifer dibindeki 5 milyar öncesinde de var(süreyi sallıyorum, sonra bi de aha yalancısın bak işte diye olin zeytinyağı halkla ilişkiler müdürlüğüne soyunmayın) olan kara fatmaya bakıp bir canlıya bakıp bir de aynada kendi ''mükemmel'' vücuduna baktığında haliyle kıyaslayarak bunu anlayamaz. bu kadar öküz-tren ilişkisiyle bakıp da zaten anlamaları imkansızdır da. josef yazdıydı gerçi bunu da, buraya tarafsız diye kıçımı yırtarcasına bağırdığım halde bana gelen özellerden sonra bi kez daha yazayım.
tarafsız yayınlar efendim, harun yahya çakmaları, tv 5 finansörlü, feto enstütüsü onaylı değil. ''tarafsızlığı dünyaca onaylanmış'' türk veya yabancı farketmeksizin bilim kuruluşları tarafından yayınlanan makalelerle, bu makalelerin kanıtlarıyla, istatistiki verileriyle gelin karşıma. ''o öyle olmuştur, bak işte bu yüzden bizi allah yaratmıştır'' gibi farazi açıklamalarla değil, ''yaaa, şimdi a de bakıyım aaaaaaaa, bi de y de yyyeeeeeee, hadi bi de ı, ııııııııı, oku bakıyım, <caps lock>aaayyyııı</caps lock>'' tarzı hala kuran'ı bilimle açıklamaya çalışarak en başta dinle çelişkiye düşen embesillerin desteksiz sallamalarıyla değil.
bakın insanın yarattığı 50 yıl gibi görece nokta kadar bir zaman diliminde gerçekleşen müziğin bir türünün evrimini ele alalım, rock müziğin. şimdi kalkar da bi 12 yaşındaki genç arkadaşımız önce chuck berry'den johnny b goode açar, playliste sonra da marduk'tan baptism by fire atarsa o çocuk rock müziğin geçirdiği bu evrimi sittin sene anlayamaz. sonra da sıçar zaten, hem de oturduğu sandalyeye, cırcır olurcasına. neyse, mideleri kaldırmayalım devam edelim. rock müziğin evrimini en özet biçimiyle anlatmaya çalışalım;
iki ana kola bölünür, pink floyd, camel gibi jazz'ın teknikliğinden de etkilenen progressive rock, pscyhdelic** gibi bir ana kol, popülerleşen beatles, led zeppelin, jimi hendrix (jimi baba, o bir başka) gibi daha basit ama soundu daha sertleştiren, distortion gitarı ön plana çıkaran gruplar, kişiler ikinci basamak olur.
ikinci akımdan etkilenen rainbow, black sabbath, ac/dc gibi gruplar müziği biraz daha sertleştirerek ve vokal tekniklerini cleanden hafif scream öğelere kaydırarak hard rock'ın ve heavy metal'in ilk öğelerini sergilemeye başlar.
bu akım da kendi içinde ikiye ayrılır ve the ramones, dead kennedys, sex pistols gibi gruplardan oluşan bir kanat rock'n roll'un basit yapısını da temel alan ve sözsel olarak toplumsal konulara daha duyarlı, vokal tarzı olarak da daha screamvari, distortionları daha güçlü, özetle irrite edici olan punk rock akımını doğurur. diğer bir kanat ise punk rock'ın da etkisinde kalarak ama aslında ona tepki olarak doğan ingiltere dolaylarında hem 70'ler hard rock'ından ve progressive rock'ından etkilenmiş nwobhm'yi yani günümüz heavy metal'ini ortaya çıkartırlar. nwobhm prog öğeler ile punk'ın ilk birleşmesiydi diyebiliriz.
sonra gökten kutsal bi adam iner, adı lemmy ian fraiser kilmister'dır bu gerçek herkül'ün, lemmy gökdelenlerin inşaat demirlerinden ve büyük çınar ağaçlarından yaptığı ve adını bass gitar koyduğu aletin sesiyle feci basssssar ki. dur lan, mitoloji girdi araya, iş motörhead'e dayanınca benim devreler yanıyor, pardon. ehem, öhöm. motörhead diye bir grup çıkar ve distortionu son ses verir, gazı kökler, saatte 180 yapan 6 ileri 2 geri vitesli ve çift cross şampiyonası everest crossu ödüllü bir müzikle yeri yerinden oynatır, onun yerine ayı koyar, ay yüzlü adını verip groupie kadrosuna yazdırır, gününü gün eder. işte rock'un evriminin mucizevi evrimi, diğer bir deyişle devrimi burda olur. sonrasında metal sertleşir, helloween gibi kimisi nwobhm akımından power metal'i doğurur, progressive köklere dönüş bağlamında queensryche gibi gruplar ''abi bizim kafamız kaldırmıyor, ama biz de bu kodumun sistemine karşıyız evelallah'' diyerek delikanlıca progressive metal'i yaratır, kimisi lemmy'nin karaya çıkışını devam ettirir ve vahşi bozayı familyasını yaratır. ilk pre-bozayı da cronos, ilk bozayı soyu da venom'dur. venom çıkar, ''black metal'' diye kükrer, tüm beyaz tavşanlar saatlerini suya atıp bu bozayıların kurbanı olmak için birbirleriyle yarışa girerler, katliamlar oluşur, los angeles, bay area'ya kızıl koy bölgesi yani red bay area adı verilir, alman ayıları ellerinde baltaları ''işte geldik biz yarmaya hey! yarmaya!!'' türküsüyle geyik kanıyla beslenmeye başlar, sodomy & lust, curse the gods, violent revolution diye böğüre böğüre sesini iskandinavya'ya kadar duyurur. evil, dread ve legion da bu sese kulak verir büyük kaya marduk'u yaratırlar ve vaşlarlar (başlamak değil, vaşşşlamak) kazımaya. baptism by fire, baptism by fireeeeee diye, dünya yok olur, hepimiz ölür gideriz en sonunda. gökden üç elma düşer, yasaklardan abazanlaşmış insanoğlu elmayı yemeği değil onu vajina yerine koymayı dener, elma suni vajina olarak piyasaya çıkar ve vahşi kapitalizm'den sonra sapık kapitalizm'le de tanışırız. insan insanı siker mi hiç? emmeli gömmeli hem de!
işte arkadaşlar, bayanlar, baylar ve baykallar, balkaşlar, maverünnehrler. 5 milyarlık dünya tarihinin bikaçbinyıllık homo sapienslerinin 50 yıll önce yarattığı müziklerinin evrimini gördünüz az önce. biraz final fantasy tandansı da yakalamadık değil hani. di' mi gençlik? kop kop!
burada müzikle anlatılmak istenen insan beyninin yaratıcılığıyla 7 notadan nasıl bir ölüm makinesi yaratmasıdır aslında. insan beyni sürekli kendini geliştirip bu kadar karmaşık ve dehşet verici hale gelirken hala maymun, gak, guk diye takılın siz. insan diyorum alo?! beyin diyorum, kullansak arada diyorum, bizden öncekiler geliştirmek için nasıl da sigortaları attırmış ama birimiz gitsek de yeni bir bobin teli sarsak, sigortayı sıksak diyorum? deeerrmişşim demiyoruum. diyelim ulan diyorum! ama kime diyorum?!