mutasyona uğramış adına ilham olan yurtseven kardeşler'den ilk ayrıldığında, ismini hatırlayamadığım bir gece haber programında görmüştüm zatiallerini. spiker anons ederken şöyle dedi;
''ve işte karşınızdaaaa, grubundan ayrılıp solo albümünü yapan şarkıcı geliyoooor! ismail yeekaaaaa!''
durdum baktım önce. yurtseven kardeşler'i çıkarmaya çalıştım, beceremedim.. gözlerimin önünde bu film şeridi baştan sona bir anda sararken, karşımda ''turkish robocop'' beliriverdi.
alnına bir dövme yapmış ne idüğü belirsiz. hani şu üniversiteyi silahla basıp gündeme oturan bir milliyetçilik maskesi altında b.ok yiyen var ya, onun gibi işte.. neyse.. baktım dövmenin anlamını da çıkaramadım kendisi gibi.. aradan 30 saniye geçti geçmedi leş gibi terlediğinden dövme akmaya başladı. yüzüne gözüne bulaştı her yerine.. ''allah'ım yarabbim, kim lan bu duygusal terminatör'' deyu kendimi gülmekten alamadım uzunca süre. hareketler falan michael jackson tarzı ile club dansının kokteyliydi..
daha fazla dayanamadım elbet, bastım kumandamın üstüne ne denk gelirse..
aradan yıllar geldi geçti, tüm halkın tanıdığı birey halini aldı bu duygusal terminatör..
müzik zevk işidir, herkesin bir zevki vardır saygım bir yana. lakin bu robocop'un konserine giden insanların, eğlencede yeni çığırlar açmak adına gittiğini düşünmüyor değilim cidden. hangi insan, hangi mantık ''bas gaza'' deyu duygusallaşabilir, ''allah belanı versin'' naraları atabilir aklım almıyor. tamam toplum olarak arabesk insanlarız, kabul.. ama bizim arabesk anlayışımız da bu değil ki..
bu muhteremin yerinde olsam utanırdım.
''beceriksizliğimden mi utanayım, insanların yüzde 90 gibi bir oranı benimle alay ediyor yoksa bundan mı utanayım?.. yok abi tarzım yok bir kere, dans edemiyorum, şarkı söyleyemiyorum.. ne işim var lan benim bu soytarılar dünyasında! popüler kültür ayağına maskara oldum resmen..'' diye uzun uzun iç hesaplaşmalar yaşar, murat kekilli gibi köyüme kesin dönüş yapardım..