123.
-
en yerinde tercih
Enstrüman seçmek için bir karar almam gerekiyordu. Ya keman çalacaktım, ya
piyano; ya flüt çalacaktım ya da akordeon... Olmadı hepsini istedim,
hiçbirinden vazgeçemedim.
Yıllar geçtikten sonra her enstrümanı iyi çalabiliyordum; ama hiçbirinde
virtüöz değilim.
Bir enstrümanla isim yapamadım. Ne kemanla tanınan bir eserim var, ne de
piyanoyla..
Bütün enstrümanları iyi çalıyorum, ama kimse tanımıyor beni.
Başarılı olmak için her şey değil, bir şey lazımmış.
Başarı bir verişmiş; bir şeyi alabilmek için bir şeyi vermek, diğerlerinden vazgeçmek gerekiyormuş. Keşke kemanı seçseydim ve
diğerlerinden vazgeçseydim.
Karıma da hayatı zindan ettim, sevgililerime de...Hiçbirinden vazgeçmedim.
Yani... Evlilik sadece birisi için karar almak, diğerlerinden vazgeçmek...
işte evlenirken ben bunu anlamadan evlenmişim. Evlendikten sonra başka
kadınların da olduğu bir hayatı yaşamaya devam ettim. içlerinden
bazılarını daha çok sevdim; ama ne onlardan birinde, ne de karımda karar
kıldım.
Yıllar sonra şimdi yapayalnızım... Ne karım kaldı, ne de diğerleri...
Keşke birini gerçekten seçebilseymişim, ama yapamadım.
Tıpkı enstrüman seçimi gibi hepsini istedim ve sonuçta elim boş kaldı.
Almak için bırakmak gerekiyormuş. Dolu dolu, boş yaşamak.
Hayatım boyunca yapacak çok işim oldu; hepsini yapmayı istedim. Hangisinde
'en iyi' şimdi bakıyorum, kazananlar, başarılı olanlar hep bir tek şey
yapmışlar.
En iyi olmak için önce seçmek ve diğerlerini bırakmak gerekiyor. işte de
böyle, özel yaşamda da...
Bu seçimi yapmanız gerekiyor; çünkü mutlaka bazıları daha uygun...
Bir ara ekonomik sıkıntıya düştüm. Tasarruf gerek. Başladım her şeyden %10
kesmeye, ne anlamsız bir uğraşmış bu.
%10 daha az peynir yemek, çay içmek. Bu tasarruf çok acı verdi bana, her
an hissettim.
Çok sonradan anladım; sadece taksiyle dolaşmayı bıraksam yetermiş! Her
kalemden %10 değil etkili kalemi bulmak gerekiyormuş. Yani orada da seçim
yapmak gerekiyormuş...
Her seçim bir kaybediştir! Her tercih bir vazgeçiştir çünkü...
Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş
olursunuz. Kalkar kalkmaz hayat binbir seçeneği dayar burnunuzun ucuna...
'Ne giysem' telaşından, öğle yemeğinde 'Ne alırdınız? diye başucunuzda
biten garsona, 'hangi kanaldaki filmi izlesem' kararsızlığından 'bize oy
verin' diye bağrışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla
bir tercihe zorlar.
Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarıda ışıl ışıl bir günden
vazgeçmiş olursunuz.
Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı
ışıldatabilecekken, ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir
tanışıklığı tepersiniz. Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız izmir
köfteden daha lezzetlidir. Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize
daha uygundur.
Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez.
Geri dönüp, o gün gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız
yoktur.
Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse
pişmanlık kaçınılmazdır.
Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir.
Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı
neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz arkada kalmaz.
Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz
kadınla paylaşamadığınız bir saray, sizin için borsada kolay feda
edilebilir değerlerdendir.
Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını
sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.
Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir.
Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.
CAN DÜNDAR