Sevgililer gününde yalnız olmaktan daha kötüsü, yanında biri varken yalnız olmak...
"O" koltukta horlaya horlaya uyurken bir şişe şarabı radyodaki romantik muzikler eşliğinde tek başına bitirmek...
Hiç bir anlamı olmayacağını bile bile 4 saat uğraşıp ilk kez aşırı zor bir yemek yapmak, şık bir sofra kurmak, özenli düşünceli bir hediye hazırlamak... Şov... Daha önce hep yaptığım gibi, sanki mutlaka böyle olması gerek gibi, sanki bunu yapmazsam artık bu gidişatın anlamsızlığını kabul etmek zorunda kalıcam gibi...
Aslında artık hiç bir anlamı yok...
Sadece boş bir umut, belki düzelir, olmaz ya hadi belki, ben elimden geleni yapayım da... içimden gelmese de yapayım, hadi olur ya...
Olmuyor...