Aklıma ne geldi. Yaz aklıma geldi yazayım dedim. Yahu bu yaz niye gelemedi?
Koşarak geçtiler yanımızdan. Kovalayanın ifadesi de kaçanın ifadesi de duygusuzdu. Yakalasa bir şey olmayacağı akıyordu yüzlerinden. Az ilerimizde ensesinden yakaladı kovalayan. Yakalanan hiç ses çıkarmıyordu. Öylece durmuş etrafa bakıyor, sanki kovalanması umrunda değilmiş, yakalanmasının bir sonucu olmayacakmış gibi duruyordu. itiş kakış yoktu. Gürültü patırtı yoktu. Öylece durdular. Bir şey olmayacak aktıkça yüzlerinden, bir şey olmadı. Baktılar bir şey olmuyor bıraktılar birbirlerini. Bir süre sonra tekrar geçtiler önümüzden. Aynı ifadeyle. Az ilerde durdu kaçan, kovalayana baktı. O kadar amaçsız kovalıyordu ki zaten, o da durdu. içgüdüsel olarak kaçanı kovalıyodu ama yakaladığında bir şey yapacak hevesi yoktu ve bir şey olmayacak akıyordu hala yüzünden. Bir şey olmadı.
Yağmuru severim ama artık tahammülsüzüm. Yağmasın, ıslanmayalım arkadaş. Bahar gelsin önce tamam. Kısa kollu fingirdemelerimizi indirelim hurçlarımızdan. içimiz kıpırdasın. Sevgili telaşına düşsün bütün bir'eyler yine. “Abi şenlik yaklaştı yalnız çekilmez!” cümlesini hala duymadım mesela kimseden. Bir eksik var. Bir eksik var ve o da güneş!
Bugün kantinde otururken iki kedi geçti heycanla yanımızdan. Heycan sanki onlara sonradan eklenmiş gibiydi. Hemen öncesin de geçen siyah yavru kedinin muhabbeti henüz bitmişti. Az ilerde insanların ortasında erkek olan, dişiyi ensesinden yakaladı ve bir süre ‘hazır ol'da durdular. Ama bir şey eksikti. Öylece durdular. Keyifleri yoktu, ayrıldılar. Bir şey olmadı.
Kedilerin bile tadı tuzu kalmamış anladım. Bu sis, bu yağmur; bir kasvet çökmüş resmen etrafa. Kedilerin bile baharın habercisi çığlıkları duyulmuyor. Şirazesi bozuldu onların da. Bahar gelsin. Isınsın havalar. Ben ki yağmuru severim, az bir ara versin kış artık!
Artık güneş açsın! Güzel günler görelim çocuklar, güneşli günler.. motorları adalara sürelim… ne bileyim işte. Vapurlar falan!