öss 2008

entry442 galeri
    279.
  1. nicedir heyecan denen olgudan bihaber yaşadığımı anlamamı sağlamıştır. istanbul'da stres iett denen kurumcağızın işkencesi ile başladı. önce tıka basa dolu otobüslerle sınav mekanına taşıdı bizleri. sonra yine tıka basa evimize. ek sefer filan hakgetire. eskaza bir geç kalsan yandığının resmidir iett'ye güvendiysen eğer. ondandır ki ineklik etme taksi tut adlı felsefeye hak verdim.

    neyse sınav yerine ulaştığımda stres dediğimiz insan kemirgeni bacaklarımı yemekle meşguldu. kısa bir süre sonra sınav salonundayım. herkes teker teker döküldü. baktım hep yaşları büyük abiler ablalar var. işte o zaman sinir katsayımda önemli artışlar oldu. bir çoğu sınav yapılacak salona dudağında ıslık dilinde şarkı ile girdi. bir çoğu griye kesmiş suratların böyle maviliklere tepksiz kalması beklenemezdi bu ablalara/abilere sinirlenmesek ayıp ederdik kendimize.

    ö se ye me nin hazır ettiği sorular açıldığında galiba sorular kolay olacaktı düşüncesi aklımdan geldi geçti. sonra sınav başladı harıl harıl çözülen sorular. ve göründü ki sorular hiçte kolay değildi. en çok hoşuma giden soru orta oyunu ile ilgili olandı. onun dışındakilerle aramızda duygusal bir bağ gelişmesi için 195 dakikadan daha fazla süreye ihtiyacım vardı ama ö se ye me hayır kardeşim seveceksen 195 dakika içinde sev yoksa ötesi hüsran dedi. bende amenna deyip kabul ettim. ''sevgisizlik çok güzel mutlu olacaksan eğer'' dizesi aklımda.

    aklımda kalan tek şey sınava hadi bir şansımı deneyeyim diye giren abilere/ablalara karşı olan hasmane tutumum. ha bir de dışarda sürekli dua eden anneler...dua eden anneler... dua... anne... ne garip!
    5 ...