şimdi şu içimdeki sızıyı hangi banka kırabilir bir dolu banknot vererek. her yanıma şekere hücum eden karınca misali yayılan bu sızıyı hangi kurum faturalandırabilir. yüksek sesle konuşamıyorum. bir duvar ki giderek sızıdan örülüyor sevgiden değil.
ne kadar romantiksiniz bayan oysa benim içinde sevgi/duvar geçen bir tane bile arabam olmadı. zaten olsaydı da kırardım müsterih olunuz. sevginin duvarına tırmanan çocukları sevelim birlikte geliniz. onlar ki kırmak kelimesinin anlamına turist ömer selamı veren münzevilerdir.
oysa duvar benim için tek başına olduğunda aynı anda bir çok oyuncak olabilir. onunçün başında geçen sevgi kelimesini attırmak istiyorum. söyleyin nereye başvurmam gerekli. kim atıyor sevgiyi kelimelerin/cümlelerin başından. dilekçe mi yazmam lazım nolur söyleyin? (resmiyetten nefret ediyorum)
şimdi başat duyguma rücu edelim. evet tahmin ettiğiniz gibi bayan; sızı. kaleyi almaya and içmiş yeniçerilerin kaleyi alamayınca uğradığı şaşkınlığı/hayal kırıklığını/öfkesini tasavvur edelim birlikte. sonra benim sızı deyince ne hissettiğimi tartışırız.
sevgi duvarı mı olsun istiyorsunuz içimde bayan? o halde içimdeki en günahsız noktaya hücum eden bir birlik oluşturalım. kolluk kuvvetleri de gelsin. ancak böyle ilk tuğlayı atabiliriz içime. o çocukları çağrımayın ama neticede kirlenmek o kadar da güzel olmayabilir kimi yerlerde. anneleri kızar sonra.
sevgi/duvar...
sızı.
Hatırlat da Haziran'ın sonlarında çocukluğumu yakalım!