Resim de şeytan işiymiş! Bunun Kuran’da yeri yok. Hadis’in sahih olduğu belli değil. Ve bugün resim her dakika karşımızda. Ama söylemde hala şeytan işi.
Resim yokluğunun Osmanlı toplumuna neye mal olduğunu anımsamakta yarar var: Tarihin en olumlu belgesi olan resimler bizde yok. Resim olmayınca gözlem de yok. Doğa gözlemi de yok. O zaman bilim de yok. istanbul’un haritası bile yok. Osmanlıda bilim, matematik ve felsefe yokluğunun islam’la ilgisi yoktur. Bunun kanıtı da Abbasi Rönesansı’dır.
Bu çelişkiler Osmanlı tarihinde çok. Fatih, Gentile Bellini’ye portresini yaptırmıştı. Öldüğünde günahının cezasını nasıl ödediğini bilmiyoruz. Bertrand Russell’in dediği gibi, 18 den sonra Batıyı taklit etmeye başlayan bir genç kültür olarak, Osmanlı Batıda olan duyarlılıkları algılamıyor.
Tarihçilerimiz de geri kalmışlığın anatomisini Batıyla kronolojik paralellikler içinde ortaya koymakta nazlanıyorlar. Resim heykel yapılmadı. Bunun bedeli ödenemiyor. Akademi ve üniversite açmayınca bilimde hiç bir varlık gösteremediler. Dünya edebiyatında adları yok. Felsefe zaten yasak. Teknoloji bu güne kadar ithal. Mimari 16 yüzyıl Sinan camilerinde hapis. Rokoko, Barok, Art Nouveau’ya gönderme yapmışız. 19. yüzyılda bir kaç tane sarayımız var. Ama planlamayı beceremedik. Doğadan bilimdene Yeşilden nefret ettik. çölcülüğe betonlaşmaya araplaşmaya daldık. cennet olabilecek vatanı cehennemden bir köşe melekleri kıskandıracak öz anadolu insanını zebaniye şeytanlığa kötüüğe hapsettik.