içimin gülen yüzü,geleceğimi emanet edeceğim,omzuna başımı yasladığımda huzurun ne demek olduğunu öğreneceğim adam,zamanı gelince akacak olan gözyaşım...
Sen gelmeden önce çok defa kırıldım,ağlatıldım,kahredildim,isyan ettim,birini sevmekten,ona bağlanmaktan nefret ettim,kalpsizleştim,güvensizleştim...Sonra sen geldin.
Önce gözlerini keşfettim...Nasılda ışıl ışıl bakıyordu bana,sanki kaybettiğin yaşam sevincini bende bulacaksın der gibi...
Sonda dudaklarını...Her kıvrımında,her mimiğinde sancılı bir bekleyiş varmış gibiydi...
Ellerin...Onlara dokunmak için yanıp tutuşan ben nasıl da utanıyorum değince ellerime...
Saçların...Sanki cennetin kokusu var onlarda,sen başını göğsüme dayadığında nasılda buram buram kokusunu çekiyorum içime...
Göğsün...Oraya yaslanıp,yaşlanasım var ama sen bunu henüz bilmiyorsun!
Varlığın...Kimse bana sen kadar güven vermiyor artık.Sabahları varolduğunu bilerek güne başlamanın tadı hiçbir şeyde yok...
Sana kendinde bulduklarımı özetle saçma sapan ama yalın bi dille anlatmak istedim.Diyeceğin şu ki,
Beni çok sev,sana duyduğum saygı kadar saygı duy,romantik ol demiyorum ama nerde nasıl davranman gerektiğini bil ona göre hareket et.Pes oynamayı sev ve bana da öğret!Gamzeli olmasan da olur ama içten gül,gözlerinle gül!Huzur ver,seninle olmak için can atayım...Kıskanabilirsin bak ona lafım yok ama kaprisli olma!Hatalarımla kabullen beni,benim seni kabullenip başımın tacı ettiğim gibi...