cumhurbaşkanlığı tarafından kendisine ödül verildiği bir törene katılıp ödül alması nedeniyle ağır yüklenilmiş oyuncudur. bunu biraz açmak isterim.
karşılaştığınız ne olursa olsun, karşınızdaki kişi size bir anlam ifade ediyorsa o kişinin manevi olarak kıymeti varsa temkinli davranırsınız. yolda yürürken yanlış hareket yapan tanımadığınız birisine sert çıkarsınız ama aynı hareketi bir arkadaşınız yaparsa uyarmaz, uyarsanız da yumuşak uyarırsınız.
şener şen üzerimizde ciddi etkiler bırakmış, dimağımızda yer etmiş bir oyuncudur. Bunu değiştiremezsiniz. duruş olarak politik bir duruştan ziyade, şöyle yorumlanabilir, insanların kendisine cephe almayacağı bir tarafta durmuştur. bu tavrı beğenmeyebilirsiniz ama saygı duymak zorundasınız.
böyle kalıp cümleler kurup saydıran tipler var mesela, arkadaş nasıl bir mamul hatasısınız? algı zayıf galiba; saygı duyuyorsan konuşmayacaksın. katılmadığını belirtebilirsin, bu düşünce ile şener şen hakkındaki görüşünü belirginleştirirsin ama bir tek bu ödülü aldı diye düşman ilan etmek demek, cümle içerisinde chp geçtiğinde fikri kabul etmeyen hödüklerle seni gram ayrıştırmaz. Aynı yerdesiniz paşam.
eleştiriymiş, eleştiriye kim ne kadar saygı gösterdi ki şimdiye kadar? çatır çatır laf söyleyen insanı yere göğe sığdıramaz olsaydınız, şenol güneş futbol federasyonu ve kulüp yöneticilerinin tümüne hitap ettiği konuşmasında futbolu iyi bir yere götürmediklerini oradakileri itin götüne sokup çıkartarak ifade ettikten sonra hangi takımın başına geçerse geçsin takdir ederdiniz. ama spor basınından gaz alıp yeri geldiğinde Beşiktaş taraftarı olsanız küfür edeceksiniz, biliyorum.
ya da muhalif duranlara açıktan destek olur, aktörlere açıktan destek olurdunuz. ikide bir dincilerin gezi direnişi resimlerini paylaşıp hadi buna da ses çıkartın dediği oyunculardan halit ergenç çok izlenen dizilerde oynuyor, levent üzümcü ye hanginizin hayrı dokundu? ya da ikisi arasındaki fark kendi tercihleri sonucu olabilir; ne yapacaz birisini gömüp diğerinin her dediğini alkışlayacak mıyız?
80 li yılların başında kenan evren diktası devam ederken çadır tiyatrolarını muhalif oyunlarla doldurup taşıran zeki alasya ve metin akpınar bugünlerde niye çıkamadı mesela, tv programı denediler reyting diye 3-4 bölüm sonra yayından kalktı; bunu hiç düşündünüz mü? belki bugün kendini göstermek ve mesajını vermek daha farklı bir tarz istiyor ve şener şen bu tarzı sergiliyordur, olamaz mı? dün belki kavga etmek geçer akçeydi, bugün ince zeka geçer akçe. yaptığı konuşmayı alkışlatmış, herkes de öpe öpe alkışlamış, bu da bir şey değil mi?
şener şen i gerçek bir muhalif olarak görmedim hiç, yalan değil. ama kibar feyzo, şalvar davası, dolap beygiri gibi filmlerde başrol oynamış büyük bir oyuncuyu açıktan yetmez ama evet diyen, akil adamlığa balıklama atlayan salaklarla bir tutamazsınız, kusura bakmayın. bakın salak dedim çünkü gözümdeki manevi değerini paçavraya çevirecek tutarsızlığı affetmem. ama şener şen in kredisi vardır.
bir de şöyle anlatayım: barış manço, kenan evren ile arayı iyi tutan tavizler vermiştir zamanında. bu açıdan onu da ilham irem kadar muhalif görmedim. bu anlamda hayal kırıklığım olmadı desem yalan olur. hatta maalesef fetullah gülen ile ilgili övgü düzdüğü röportajlar var. cemaat okullarında şarkıları söyletilen, o okullar için bir simge bile sayılacak hale gelen birisi. ama bir adam düşünün ki çocukluğumu şarkılarıyla örmüş, şarkılarında bilmeceden tutun soğuk algınlığında iyi gelecek içecek tarifi bile bulabildiğim bir insana ben niye toz kondurayım? Fransızlara medeniyet dersini canlı yayında vermiş, o yılların büyük rock konserlerinin ülkemizdeki tek temsilcisi, dünyanın tanıdığı bir sanatçıya niye sahip çıkmayayım ya? yorulduk arkadaş, kavga ederek gidilecek bir yer yok işte, hatta karşıt gördüğünüz kitleyi kavga ederek alt edemezsiniz. onlar oyun oynarken hile yapan, hakemi satın alan taraf. hakeme ve seyirciye rağmen kazanman lazım, umudu kaybetmemen lazım. zor işler ama şundan eminim ki şener şene hakaret ederek hiç olmayacak işler.