her şeyden önce ülke gerçeğidir. her cemaat gibi askerivari bir disiplinleri vardır. bu tip cemaatler toplumumdaki gençlerin kısa vadede barınma gibi, korunma gibi sorunlarını çözüyorsa da uzun vadede bireyin kişiliğini yok etmektedir. fidanlarının çevresine korkuluk arayışında olan ailelerin fidanın neyle beslendiğine ilgisiz kalması anlaşılır bir şey değildir.
artık toplum olarak bireye endeksli(bencillik anlamında değil) bir yaşam biçimimiz olmalıdır. bireyin esas alındığı bir sistem (yani zincirin bütününü değil her bir zincir halkasını esas alındığı bir sistem, devlet) daha sağlıklı toplum meydana getirir. birey olarak homojen yapıda kaybolduğumuz(ordunun içindeki erler gibi) cemaatler müritlerinin(yani insanımızın) gelişimini önemli ölçüde tıkamaktadır. sonsuz iteat kültürü hz. peygamber döneminde dahi yokken, sünni grupların (en azından tadığım kadarıyla) ölümüne iteatlari sakat bir durumdur. unutmayın sahabeler kendi meşrebince hz. peygamberi sıkıştırmışlar, soru yağmuruna tutmuşlar, akıllarına yatmayan bir şeyin izahını istemişlerdir. bu konuda hz. ömer örnek gösterilebilir. hz. perygamber sahabeleri tek potada eritmemiştir. her biri islamın yayılmasına ayrı katkılar sunan bu insanlar kişiliklerini kaybetmemişlerdir.
batı'nın bizi medeniyet olarak sollamasının temelinde aynı şekilde bireyleşmeye önem vermesidir. batı devletleri kendi toplumunu oluşturan bireyin haklarına muazzam önem gösteriyorlar şu an. "madrid'de hakimler var" deyimi bunu kanıtlamaktadır.