askerliğim vasıtasıyla tanıştığım ancak çarşı izinlerinin kitlenmesi sebebiyle 4 5 kere çarşısına gidebildiğim şirin bir ege şehiridir. garajına ilk ayak bastığım gün elimde valizim bölüğüme giderken acaba ne zaman geri bu garaja gelip dönerim diye düşüncelere daldığım yerdir. sokak ortasındaki narenciye ağaçları bulunmaktadır. kocaman bir bulvarı ve sağlı sollu dizilmiş dükkanları vardır. tren istasyonunda muhimmat taşırken bir an önce kurtulmak istediğim ancak son gün gelip o minik garajından otobuse binerken içimi garip bir hissin aldığı mekandır.