3-e sınıfından ali laf sokmaya gelmiş en sevdiğim… Monşer senle tartışırken pek beyne ihtiyaç duymuyorum açıkçası. O kadar zorlamıyorsun beni.
2)Sana açıkla dediğim şeyler aslında senin istediğin argümanlardı. Dikkat edecek olursan onları daha sonra kendim açıkladım ve bu açıklamaları çürütmeni istedim. Tarih ve psikolojiyle ilgili iddialı sözlerin vardı. Ben de bu iddianı kanıtlamanı istedim. insanın inanma ihtiyacı varsa, gücü kontrol etme isteği varsa bunların hiç biri tanrının var olmadığı manasına gelmez. Hatta birileri gelip “bu duygular bize allah’ı bulabilmemiz için bize doğuştan verilmiş” bile diyebilir.
3) tesadüfen olamamanın somut kanıtını istemişsin. Dostum şimdi benim bu yazıyı klavyedeki tuşlara rastgele basarak anlamlı bir şekilde yazma olasılığım ne? Ya da başkalarının günlük hayattaki konuşmaları herhangi bir bilince dayanmadan rastgele hece ve sesleri sıralayarak ortaya çıkarması ne kadar mantıklı? Ve Sana diyorum ki evrenin tesadüfen oluşma olasılığı senin tesadüfen konuşma olasılığından daha az. Kaldı ki önceki yazının herhangi bir yerinde tesadüften bahsetmedim konuyu neden hemen buraya çektin?
Ayrıca entropiyi basitçe “kullanılamayan termal enerji” şeklinde de tanımlayabilirsin. “irreversible energy” diyerek ingilizce kasmanın manası yok ucuz hileler bunlar mesele ingilizceyse bu paragrafları çok rahat bir şekilde ingilizce olarak yazarım sana.
Entropiyi tanımlamışsın güzel hoş ama ben sadece entropinin tanımından bahsetmiyorum. Entropi yasası sistemlerin devamlı düzensizliğe gittiğinden bahseder. Mesela bardağın yere düşünce kırılması entropinin pratik hayattaki örneklerinden biridir. Ve gördüğün gibi burada “somut” ve “maddesel” bir değişim var. Şimdi bu bilgilerden sonra önceki entryi bir daha okursan ne demek istediğimi daha iyi anlayacağına eminim. Ben entropiyi tesadüfle değil, evrenin bir başlangıcının olmasıyla ilişkilendirdim. Tesadüf bir önceki yazının neresinde? Tamamen evren inbir başlangıcının olmasına değindim orada. Yazılanları okumuyorsun sanırım.